Bursa Hakimiyet

Özal’a ve Demirel’e yükselen iç sesler günümüzde niye yok?

Türkiye;
Böyle bir siyasi süreçten 3. kez geçiyor.
Geçmişte;
ANAP Genel Başkanı ve Başbakan Turgut Özal’ın, Cumhurbaşkanı seçilip partisi ANAP’ın olağanüstü büyük kongreye gitmesi gibi...
DYP Genel Başkanı Süleyman Demirel’in de Cumhurbaşkanı seçilip, DYP’nin yeni genel başkanını seçmesi için olağanüstü büyük kongreye gitmesi gibi...
Şimdi de;
İktidardaki siyasi parti AK Parti’nin Genel Başkanı, Cumhurbaşkanı seçildi ve partisi yeni genel başkanı belirlemek üzere yarın kongreye gidiyor.
Bu yönde fazlasıyla benzetmeler yapıldı.
Hatta;
ANAP ve DYP’nin siyaseten başına gelenler, AK Parti için de kurgulanmaya çalışıldı.
Ancak hem o dönemi, hem de bugünün siyasetini yakından takip eden biri olarak şu farkı gözlemliyoruz.
Özal;
İçin Çankaya’ya çıkmak, partisinin hızla süren oy kaybı sonrasında zorunlu bir tercih olmuştu.
Ancak;
Kendisinden sonraki ismi (Yıldırım Akbulut) partisine lider olarak oturtamadı, çünkü 4 eğilim birden vardı partide.
Keza;
Demirel de, Nisan 1993’te hiç beklenmedik bir anda Özal’ın vefatı sonrasında, SHP’li milletvekillerinin de desteğini alarak çıktı Çankaya’ya.
Nitekim;
Aynı durumu tıpkı Özal gibi Demirel de yaşadı.
Çünkü;
Dönemin Milli Eğitim Bakanı Köksal Toptan ile İçişleri Bakanı İsmet Sezgin’in de genel başkan adayı olduğu kongrede gencecik bir ekonomi profesörü Tansu Çiller çıktı ve genel başkan seçildi.
Sonrasında da;
Özal’ın Mesut Yılmaz’la olduğu gibi, Demirel’in de Çiller’le arası hep bozuk kaldı.
İşte;
Günümüzde ise geçmişten farklı bir siyaset tarzı ya da geleneği var.
Bu duruma biat da denebiliyor, bağlılık da, bir olmak bütün olmak, diri olmak da.
Özal’ın ve Demirel’in Çankaya’ya çıkmasıyla birlikte ANAP ve DYP’de koltuk kavgası başlamıştı.
Hatta;
Parti teşkilatları bile fikir ayrılıklarına düşmüştü.
Tıpkı milletvekilleri gibi, dönemin Bursa milletvekilleri gibi...
Dikkat ediyoruz da;
Geçmişteki bu tablo günümüzün iktidarında yok, yaşanmıyor.
Bu nedenle;
Adı açıklandığından beri Ahmet Davutoğlu’na yönelik ne milletvekillerinden, ne MKYK üyelerinden, ne delegelerden, ne de parti teş-kilatlarından tek bir aykırı ses gelmedi.
Bu da, “yeni Türkiye” gibi, siyasi anlayışın da “yeni”si gibi görünüyor.

 

KARALOĞLU'NUN ADI KÖŞK İÇİN GEÇİYOR

 

Van’daki;
Görevinin ardından, Başbakan Tayyip Erdoğan tarafından Bursa’ya “ödüllendirilerek” gönderilen Vali Münir Karaloğlu, bu kentteki görevinin 1. yılını tamamladı.
Geldiği andan itibaren;
Kenti ve kentliyi tanımak için geceli gündüzlü çaba sarf eden Karaloğlu, büyük ölçüde de yeterli bilgiye sahip oldu.
Dün ise;
Şaşırtıcı bir haber geldi Ankara’daki dostlarımızdan.
Ve;
Bursa Valisi Münir Karaloğlu’nun adının, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği için geçtiği söylendi kulağımıza.
Bu ihtimalin olabilir tarafı şu.
Vali Karaloğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın özel üst düzey bürokratlarından biri. Karaloğlu’nu Çankaya’da görmek istemesi ihtimali de bu nedenle gayet normal.
Ancak;
Bursa’nın, kendisinden önceki 3 büyük şehir gibi olabilmesi için de Valilik-Büyükşehir Belediyesi koordinasyonun şimdiki gibi üst düzeyde olması gerekiyor ki, Erdoğan’ın istediği de buydu.
Bu nedenle, Karaloğlu’nun Bursa’da kalıp görevini sürdürmesi de gayet normal görünüyor.

 

BURSA'DAN 30 OTOBÜS BU GECE YOLA ÇIKIYOR

 

Geçen hafta;
Ahmet Davutoğlu’nun da adının açıklanmasının ardından, AK Parti’nin planlanan olağanüstü büyük kongresi yarın yapılacak.
Kongre;
Yarın saat 10.00’dan itibaren Ankara Spor Salonu’nda gerçekleştirilecek ve buluşma, tek gündem maddesi üzerinden gerçekleştirilecek.
Mevcut Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun tek genel başkan adayı olarak gireceği büyük kongreye katılmak için Bursa’dan da bu gece partililer yola çıkacaklar.
İl Başkanı;
Cemalettin Torun başkanlığındaki kafile, Ankara’ya bu gece yarısı kongreye 30 otobüsle gidecek.
Yanı sıra;
Büyük kongrede, 41 seçilmiş Bursalı delege de oy kullanacak.
Aslında;
Yarınki kongre, yasal prosedürlerin yerine getiril-diği bir buluşma olacak.
Dün akşam;
AS TV’ye konuk olan AK Parti İl Başkanı Torun’un da ifade ettiği gibi, adı geniş bir istişare sonrası belirlenen Ahmet Davutoğlu’nun Genel Başkan seçileceği büyük kongreyle birlikte hem AK Parti’nin, hem de hükümetin yenilenme sürecine start verilmiş olacak.