Bursa Hakimiyet

Seçim öncesindeki bu ‘KOZ’u mutlaka görün

Doğrusu;
Genel seçime çok az bir süre varken....
Türk sinema tarihinin en ajitatif sinema filmi gibi görünen KOZ’un da gösterime girmesi ilginç bir tesüdüf.
Türkiye’nin;
Son döneminde yaşanan ve paralel yapı ağırlıklı siyasal ve idari gelişmelerin konu edildiği film fazlasıyla ilginç ve sıradışı.
Zaten;
Filmin tanıtımları da bu yönde hayli meraklandırıcı olunca, daha gösterime girdiği ilk günden filmi izledik.

Tayyip Erdoğan’ın;
Başbakanlığı döneminde yaşanan olaylar bütünü, aslında Türkiye’nin gerçekleri.
Sadece kurumların ve kişilerin isimleri değişmiş.
Yoksa senaryo, günümüz yaşananlarının hemen hemen aynısı.
Mesela;
Yıllar içinde çok sayıda mühendisin intihar ettiği(!) ya da ölü bulunduğu(!) Aselsan olayları?
Senaryo, Aselsan’da yaşananların cinayetlerden ibaret olduğunu ve ardında emperyalist güçlerin olduğunu, nedenleri ve niçinleri ile gösteriyor.
Erdoğan’ın;
Bağırsak ameliyatına geç girmese neler olacağı.
MİT Müsteşarı Fidan’ın gözaltına alınmak istenmesi sahnesi.
Başbakanlık korumaları ile cemaatçi polislerin birbirlerine silah çekmeleri ve daha neler neler gösteriliyor ki, sanki Türkiye’nin son iki yılını izliyorsunuz.

Yine;
Filmde, Muhsin Yazıcıoğlu’nun nasıl, daha doğrusu niye öldürüldüğü de anlatılıyor.
Dahası;
Günümüzün teknolojik imkanlarına rağmen, düşen/düşürülen helikopterin yerinin 3 gün boyunca neden bulunamadığının cevabı da gösteriliyor KOZ’da.
Hirant Dink;
Cinayetinin nasıl göz göre göre geldiği.
İstanbul Borsası’nda kullanılan yerli yazılımın, kimler tarafından niye istenmediği de keza.
Yanı sıra;
Paralel yapıdan, bürokratlar ve işadamlarına yönelik özel hayatın gizliliğine dair tehdit ve şantajlar ise havada uçuşuyor.
Filmde;
Cemaat lideri Gülen, Pensilvanya’da sürekli olarak iktidar partisi milletvekili, bürokrat ve işadamı olmak üzere konuk ağırlıyor.
Türkiye’de;
Cemaate olan himmetlerin nasıl toplandığından...
Yüksek oranda himmet verenlerin özellikle yargıdaki işlerinin nasıl çözüldüğüne değin geniş bir bölüm de var.

Polis okullarına,
Yargıya,
İstihbarata,
Devletin önemli kurumlarına cemaat mensubu öğrencilerin nasıl sokulduğunun, KPSS sınavlarındaki torpilin nasıl olduğunun, yani kadrolaşmanın nasıl sağlandığının da anlatıldığı filmde, yasadışı dinlemeler de görülüyor.
Yine...
Gezi Parkı olaylarının nasıl başlatıldığı, bazı ulusal ve uluslararası medyanın nasıl kullanıldığı senaryolaştırılırken, o süreçte polisin niye sert müdahalede bulunduğu ve bu emri kimlerin verdiği de anlatılıyor.

Sonuç olarak;
Film çok güncel olması nedeniyle güzel bir film.
Gerçi;
Filmin sonu çok tuhaf bir biçimde bitiyor ama...
Anladığımız kadarıyla bu filmin ikincisi de yapılacak.
Çünkü;
17 ve 25 Aralık operasyonları ve sonrası senaryoda yok.
Biraz önce de ifade ettiğimiz gibi AK Parti’nin biraz da propagandası gibi görünen film, kült filmlerden ziyade farklı kimliğiyle hayli konuşuluyor.
Öyle ki;
Filmi cemaat mensupları ve AK Partililer ile olayları dışarıdan takip edenler de aynı anda izliyor ki, henüz gitmediyseniz filmi seyretmenizi öneririz.