Bursa Hakimiyet

Siyaset kurumu kısır çekişmeye endekslendi ama tehlike büyük!

Belki; Çoğu kişi henüz farkında değil ama, Türkiye çok ciddi bir ekonomik tehlike ile karşı karşıya.
Reel faizlerin artması.
Merkez Bankası’nın müdahelesine rağmen doların ateşinin söndürülemesi.
Ve beraberindeki FED kararları, Türkiye’yi hem de seçim öncesinde çok farklı bir yere doğru taşıyor görünüyor.
Zaten;
Tehlikenin boyutu, cari açık konusunda Brezilya, Güney Afrika ve Endonezya’yla birlikte Türkiye’nin de kredi en riskli ülkeler kategorisine girmesinden anlaşılıyor.
Nitekim;
Doların ateşinin bu denli çıkmasının nedeni olarak da Türkiye’den yabancı sermayenin çıkması olarak görünüyor.
Bu durum;
Türkiye’nin küresel bir gücün etkisi mali baskısı altına girmesine de benziyor.
Hatta;
Belki daha da ileri gidilirse, bu tablo, Türkiye’nin siyasi ve idari hayatını derinden etkileyen 17 Aralık operasyonunun, ekonomik alandaki ikinci bir dalgası olarak da görülebilir.
Çoğu kişinin;
Hatta yerel siyasetçilerin bile sadece belediye başkanlığı seçimine odaklandığı böylesine büyük bir ekonomik tehlike, geçmiş yılları da anımsatıyor.
Bu durumu, şu çarpıcı örnekle de açıklamak mümkün.
1 milyon dolar borcu olan bir sanayici, salı günü ödeme yapsaydı 2 milyon 260 bin lira ödeyecekti.
Ancak aynı borçlu dün sabah ödeme yapsaydı, 2 milyon 170 bin lira ödeyecekti.
24 saat içinde bu kadar farkın olması hiç de normal bir durum değil.
Kurla birlikte, girdi maliyetlerinin giderek artması da cabası.
Türkiye’den sıcak paranın çıktığı/çıkarıldığı, yabancı sermayenin çekildiği çok açık göründüğü gibi, kapıda bekleyen ve Türkiye ekonomisini allak bullak edebilecek bu büyük tehlikenin siyasi yansımalarının olabileceği de aşikar.
Hatta, belki hedeflenen, istenen de bu.
Sıkıntı da burada başlıyor.
Çünkü;
Çoğu sanayici ya da işadamı derneği, yaklaşan ve hatta bağıran bu tehlikeyi -ucu cemaate dokunur- ya da -hükümete dokunur- tehlikesiyle dile getiremiyor.
Tıpkı;
Merkez Bankası’nın faiz artırımının, belki de aylar önce yapması gerektiğinin görülmesi gibi.
Kanımızca;
Siyasi kurumların yerel ölçekleri de dahil olmak üzere, geç kalınmış bile olsa artık bu küresel mali saldırıya dikkat çekmeleri gerekiyor.

SP’Lİ GERÇEK'İN FARKLI YÖNETMİ

Milli Görüş düsturunun siyasi partisi Saadet Partisi’nin Osmangazi Belediye başkan adayı Gökhan Gerçek, siyasi propaganda çalışmalarını, rakiplerinden çok daha farklı sürdürüyor.
Zaten dikkatimizi çeken de bu.
Çünkü;
SP’li Gerçek, geçmiş seçim dönemlerinin propaganda yöntemiyle çalışıyor ve gündeminin ağırlıklı maddesini kahvehane ziyaretleri oluşturuyor.
Daha çok erkek seçmene hitap etmeye çalışan Gerçek’in en büyük kozunu da ekonomik veriler oluşturuyor.

AKILLARDAKİ SORU İŞARETİNİ GİDERDİ

AK Parti’nin;
Belki de kadro olarak “en zengin” belediye başkan aday adayları Yıldırım’daydı.
Ki, bu isimlerden biri de, ilçenin eski başkanlarından Cüneyt Karlık’tı.
Karlık;
“Gönül dostları” adını verdiği ve hayli kalabalık yakın çalışma grubuyla Bursa Hakimiyet’te konuğumuz oldu.
Aday adayı gibi yine heyecanlıydı.
İzleyeceği siyasi stratejiyi de net olarak aktardı:
“Kimsenin” dedi “aklına birşey gelmesin. Partimiz, aday olarak İsmail Bey’i (İsmail Hakkı Edebali) göstermiştir, bize düşen de kendisinin arkasında olmamız ve desteklememizdir...”
Ziyaretinde;
Karlık’ın dikkat çektiği bir başka vurgu da, yakın çalışma grubuyla sürdürdüğü siyasi çalışmaların aralıksız süreceğine dairdi.

TASNİF SIRASINDA İLK PLANCI ÇIKTI

CHP’nin;
Osmangazi, Yıldırım ve Nilüfer’deki belediye meclis üyelerinin, 8 Şubat’ta üyeler nezdinde parti içinde yapılacak seçimle belirleneceğini daha önce duyurmuştuk.
Karara göre;
Bu seçime girmek istemeyen aday adayları, şansını parti kontenjanı olarak kullanacaklar.
İşte;
Bu düzenlemeler kapsamında Osmangazi’de ilginç bir tespit de ortaya çıktı.
Ve;
Meslek kontenjanları arasında şehir plancısı olarak tek kişinin, Nevin Demirel’in başvurusu görüldü.
Demirel, 1982-1984 döneminde 1/5000 ölçekli Bursa’nın ilk nazım imar planının yapılmasında görev alan teknik insanlardan biriydi.