Bursa Hakimiyet

Soma’da ihmali olan öder…

Geçen hafta bugün; Soma'da 786 madenciyi ansızın yakalayan facia acı bir bilançoyla sonuçlandı, 301 işçi yaşamını yitirdi.
Defin işlemiyle birlikte şimdi Soma'da ikinci bölüm başladı ki, o da adli ve idari soruşturma.
Bilirkişi raporu, facianın nedeninin trafo olmadığını gösteriyor.
Görünen ise;
Yanan kömür ve ortaya çıkan karbonmonoksit gazı.
Faciadan;
Sağ kurtulanların verdikleri ifadeler kan dondurucu nitelikte.
İşçiler;
Facia öncesindeki 1 haftada ocaktan çıkardıkları kömürlerin çok sıcak olduğunu ve ocağın ısısının giderek arttığını anlatıyorlar ki, bu da akıllara, ocak sahibinin yasa gereği zorunlu olarak çalıştırması gereken İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı ile Maden Mühendisi'nin olası ihmallerini getiriyor.
Acaba;
Maden ocağının yetkilileri, söz konusu ısınmayı rapor mu etmediler ya da rapor ettiler de işyeri tarafından dikkate mi alınmadı, tüm bunlar şu anda muallak.
Türkiye'de;
740 maden ocağında 49 bin çalışan var.
Ve bu ocaklar, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü'ne bağlı.
Yani, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ise sadece denetici gö-revinde.
Bu yönde;
Soma dönüşünde Bursa'ya gelen Bakan Faruk Çelik'le hafta sonunda görüşmemiz oldu.
Kendisine sorduk.
Önce;
Çalışma hayatında bir milat olan ve yasal düzenlemeleri tamamen kendisinin yönetimindeki Çalışma Bakanlığı'nca 2012 yılında yapılan İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası'nı hatırlattı.
Biliyoruz ki;
Bu yasa çerçevesinde son iki yılda farkındalığı artırmak için hayli yol alındı.
81 ilde düzenli etkinlikler gerçekleştirildi, sayıları yüzbinler ile ifade edilen çalışana ulaşıldı.
Bursa'dan da biliyoruz, bu yasa kapsamında çok ciddi tanıtımlar yapıldı.
Seyyar tarama otobüsleri de devreye konuldu fabrikalarda taramalar yapıldı.
5 bin profesyonelin katılımıyla Haliç Kongre ve Kültür Merkezi'nde "Uluslarası İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi" yapıldı.
"İş Sağlığı Fuarı" düzenlendi koruyucu önlemler ve bu yöndeki teknolojiler tanıtıldı.
Son olarak da 5 Mayıs'ta, Almanlarla ortak bir projeyle yine Haliç'te "Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansı" gerçekleştirildi.
Keza, Teftiş Kurulu da yeniden yapılandırıldı ve güçlendirildi.
Şu bir gerçek. Bugüne değin hiçbir Çalışma Bakanı tarafından hayata geçirilemeyen sözkonusu yasa, büyük bir cesaretle sadece Faruk Çelik döneminde 2 yıl önce uygulamaya sokuldu ki, çalışanı büyük bir güvence altına aldı.
Bu durum doğal olarak madenleri de kapsıyor.
Örneğin; Bakan Çelik'in anlattığına göre Soma'daki söz konusu ocak, tam 16 kez bakanlık tarafından teftiş edilmiş, son denetim de mart ayında yapılmış.
Konuştuğumuzda;
"Bakanlık olarak hiçbir teftiş sıkıntımız yok, denetimlerimiz aralıksız sürüyor" diyen Çelik şu bilgiyi de aktardı:
"Madenlerde her yıl 2 kez teftiş yapılır. Son 2 yılda tüm madenler asgari 4 kez düzenli teftişten geçirildi. Ayrıca şikayete dayalı teftişler de yapılıyor ki, bu tür yerlere müfettiş gönderilerek şikayet konuları anında tespit ediliyor."
Ancak ortada bir sıkıntı var.
Örneğin Soma.
Peki bu sıkıntı nereden kaynaklanıyor?
Bunu Bakan Çelik şöyle açıkladı:
"Sıkıntının en önemli nedeninden biri, emeğin istismarı, yani vahşi taşeronlaşma.”
Sözünü şöyle açtı:
"Mevzuat bir şekilde deliniyor. Yani asıl işveren başka olmasına karşın çalışanlar başka kurumun personeli olarak görünüyor ki, gizli bir taşeronlaşma uygulaması var.”
Bu konuyla ilgili 2.5 yıldır mücadele ediyorum, dosyam Sayın Başbakanımızın önünde, Bakanlar Kurulu'nda da gerekli sunumu yaptım. Bu emek istismarının önlenmesi için taşeronluk uygulamalarına son verecek bir düzenleme gerekiyor."
Aslında Bakan Çelik'in bu sözleri Soma için de geçerli.
Çünkü;
Faciadan kurtulan işçilerin bazılarını ifadelerinde taşeron olarak çalıştıkları da görülüyor.
Yine;
Bakan Çelik'in söylediğine göre sıkıntının ikinci nedeni, ocağın kendi denetimleri.
Çünkü;
Madenlerde, Çalışma Bakanlığı işin sahibi değil.
İşin sahibi "patron" ve Enerji Bakanlığı.
Ocaklarda yasa gereği çalıştırılması gereken ve maaşını işyerinden alan İş Güvenliği Uzmanı ile Maden Mühendisi'nin raporları çok önemli.
Herkes gibi Bakan Çelik de bu raporları merak ediyor.
"Acaba" dedi "Bakalım bu raporları hazırlayanlar, raporlarına neler yazdılar ya da madenin giderek ısınması gibi iddiaları, tespitleri işyeri yönetimine ilettiler mi, iletildiyse bu maden ocağı ne yaptı?
Şimdilik raporlar yok, bakalım göreceğiz hepsini, bunlar çok önemli konular, burada bir ihmal var mı, varsa kim gördü de müdahale etmedi, çok yakında çıkar hepsi"
Görüşmemizde;
Sağlığı ile ilgili bir not da iletti Bakan Çelik.
Daha doğrusu bir serzeniş ve sitem.
Bakan Çelik, rahatsızlığının tespiti için iki gün süresince radyasyon aldı ve odasına da iki gün süresince kimsenin girmemesi gerekiyordu. Tedaviye de maden faciasına saatler kala başladı.
Ve doğal olarak bulunduğu radyasyonlu odadan ilk gün çıkamadı ki, Soma'ya da gidemedi.
İkinci gün de söylentiler üzerine tedavisini yeniden başlatacak şekilde son verdi ve odadan çıkıp basın toplantısı yaptı.
Bu süre zarfında; Çelik'in Soma'ya geç gitmesi özellikle Bursa'da da bazı kişiler tarafından speküle edildi ki, Bakan Çelik'i en çok üzenler ise, bunlar arasında bazı partililerin olması.
Hepsini biliyor Çelik.
"Benim bu durumumu bile istismar ettiler, yazıklar olsun onlara" diyen Çelik, bir facia üzerinden siyasi istismarda bulunanları Allah'a havale ettiğini de söyledi.