Bursa Hakimiyet

Şu MHP’nin başına gelenler, pişmiş tavuğun başına gelmez

Herhalde; “Hukuk garabeti” denilen, böyle bir şey olsa gerek.
Şu MHP ile ilgili yaşananlar.
Partide Bahçeli muhalifleri, gerek parti tüzüğüne, gerekse Siyasi Partiler Kanunu’na uygun olarak yeterli imzanın çok üzerinde imza topluyorlar olağanüstü kurultay için.
Ancak;
Bu yasal prosedür, tartışmalı hukuk sistemi içinde oradan oraya savruluyor.
Şöyle düşünelim.
Konuyla ilgisiz bir yerel mahkeme çıkıyor karar alıyor ve kurultayın yapılamayacağını söylüyor.
Nerede bu mahkeme Gemerek’te.
Gemerek nerede?
Sivas’ta!
Bir ilçe.
Allah aşkına, ne ilgisi var Sivas’ın bir ilçe mahkemesinin koca MHP’nin kurultay yapıp yapmamasıyla?
Ondan sonra restleşme başlıyor.
Gemerek “yapamazsınız” diyor.
Ankara’da 2. İcra Hakimliği de, Gemerek’in kararını iptal edip “yapabilirler” diyor.
Sonra bir “dalaşma” başlıyor yargı içinde.
Gemerek Sulh Hukuk Mahkemesi bir karar daha alıyor ve Ankara’daki mahkemenin kararını geçersiz sayıp, yine “kurultayı yapamazsınız” diyor.
Gerçekten de tam bir “hukuk garabeti”
Bu durum şuna benziyor.
Bir hasta baş ağrısı şikayetiyle hastaneye gidiyor.
Bir doktor “Bir şeyin yok, git” diyor.
Bir tanesi, “göze bakalım” diyor.
Bir tanesi da “kulağa bir girelim bakalım” diyor.
Şu anda MHP’nin durumu da böyle. Parti masaya yatırılmış, ilgili ilgisiz herkes kurcalayıp duruyor!

AK Partili Ünal kantara çıkıyor


AK Parti’nin;
Mudanya kanadında yaşanan nahoş olaylar, İlçe Başkanı Erdal Kaya’nın istifasının alınmasıyla son bulmuştu.
Bu görev;
kısa bir süre önce de aslen Mudanyalı olan il yönetim kurulu üyesi Murat Ünal’a verilmişti.
Ünal, Mudanya’da kurmay kadrosunu tamamen yeniledi.
Bu değişimde, Mudanya’nın havasına uygun liberal rüzgarlar da estirildi.
Geçmişte İl Sağlık Müdürlüğü görevinde de bulunan Dr. Ünal, kadrosuyla birlikte yarın kamuoyunun önüne çıkacak ve yeni dönemi anlatacak.
Ünal’ın görevi hem zor, hem de kolay.
Kolay olan, arkalarındaki genel iktidarın gücü.
Zor olan da, Mudanya’daki yerel CHP iktidarının her geçen gün gücüne güç kattığı.

Yok böyle bir şey


Fotoğraf Mudanya’dan.
Üstelik en işlek caddelerinden.
Esnaf;
Kaldırım işgali ile yetinmemiş, yola da girmiş.



Üstelik zaten iki şeritli yolun tek şeridini kapatacak şekilde girmiş.
Olacak iş mi Allah aşkına?
Ondan sonra zabıta gelip ceza yazınca, sağ sol aranıyor, yazılan ceza tutanağının iptali için.
Herhalde;
Bu fotoğraf aynı zamanda, bencilliğin, yüzsüzlüğün, aymazlığın, doymazlığın da en güzel kanıtı.

Hortlatılan kriz için başvuru yaptı


CHP’nin; Bursa milletvekillerinden Ceyhun İrgil, hafta içinde hayli dikkat çeken bir araştırma önergesi verdi TBMM Başkanlığı’na.
Hatırlanacaktır;
TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın, anayasadan laikliğin çıkarılmasına yönelik açıklamasının ardından, unutulmaya yüz tutan bu tartışmalar adeta hortlamış ve protestolar şeklinde sokağa inmişti.



Aynı zamanda;
Tıp doktoru olan İrgil, işte bu durumun araştırılmasını istedi.
Yani;
Söz konusu hortlamanın ne gibi toplumsal sorunlara yol açacağının araştırılmasını istedi.
Önergesinde;
Laiklik konusunun zaman zaman test edildiğini ve hırpalandığını ve dahasında da bilinçli olarak yıpratıldığını da iddia etti.

Siyasette kan davası!..


Siyaset arenasında; Bu hafta CHP kanadında yaşananlar, bizleri tam 22 sene önceye götürdü.
Hatırlanacaktır;
Laiklik ve post modern darbe tartışmalarının en yoğun olduğu 1994 yılının Nisan ayında Refah Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan, partisinin Meclis Grubu’nda hiç unutulmayacak bir konuşma yapmıştı.
Kürsüden;
“Refah Partisi iktidara gelecek, adil düzen kurulacak. Sorun ne? Geçiş dönemi sert mi olacak, yumuşak mı olacak, kanlı mı olacak, kansız mı olacak” ifadesini kullanmıştı.



Nitekim;
Bu sözler, bir darbe ve iç savaş çağrıştırdığı iddiasıyla bir hayli tartışılmıştı.
Şimdi ise;
22 sene sonra benzer sözler CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’ndan geldi ki şaşırtmadı değil.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Parti’nin hayata geçirmek istediği başkanlık sistemiyle ilgili olarak “Böyle bir başkanlık sistemini kan dökmeden gerçekleştiremezsiniz” diyen Kılıçdaroğlu, başta AK Parti’nin tepkisine yol açmıştı.
Nitekim;
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı da bu sözleri nedeniyle Kılıçdaroğlu hakkında soruşturma başlattı.
Bu tablo;
Türk siyasetinde ender görülse de, “kan” üzerinden siyaset yürütülmesi ya da asıl anlatılmak istenen konuyla betimlenmesi, artık bir alışkanlığa da dönmüşe benziyor.