Bursa Hakimiyet

Tarihe kara bir leke olarak geçen 29 Ekim

Bundan;                
İki yıl önce, 2012 yılının 29 Ekim’inde yaşananlar, tarihe kara bir leke olarak geçmişti.
Hatırlanacaktır...
Bağımsızlığımızın nedeni olan en büyük milli bayramımızın kutlamaları, bellekten kolay kolay çıkmayacak görüntülere sahne olmuş, bu da Türkiye’de bir ilk olmuştu.
Nedeni;
Hala anlaşılamayan bir şekilde Ankara Valiliği, alınan istihbarat sebebiyle, kentte toplanmaya yasak koymuştu.
Yine hatırlanacaktır;
Bunun üzerine 28 Ekim gecesi Bursa’dan da dahil olmak üzere çeşitli şehirlerden Ankara’ya hareket eden otobüsler, kent çıkışlarında durdurulmuştu.
Yine de;
Ankara’ya ulaşabilen onbinlerce vatandaş, sloganlar ve marşlar eşliğinde Anıtkabir’e doğru harekete geçmişti ki olaylar bu sırada patlak vermişti.
Elinde;
Sadece Türk bayrağı ile Atatürk posteri olan kalabalığın üzerine biber gazı ve su sıkılmasıyla ortaya çıkan o korkunç tablo da, yurt genelinde büyük tepkiye yol açmıştı.
Haliyle;
İnfiale de yol açmıştı bu bayram yasağı uygulaması.
CHP lideri Kılıçdaoğlu;
“Bayram kutlaması için izin alınmaz” diye tepki gösterirken...
İktidar kanadından da;
Çalışma ve Sosyal Güvenli Bakanı Faruk Çelik’in Bursa’daki “75 mil-yon bugün birlik istiyor, bütünlük ve coşku istiyor, ben bunu millette gördüm” sözleri dikkat çekmişti.

Ne hazin ki;
Başkentin göbeğinde canlı yayınlar eşliğinde yaşanan bu kötü tablo, daha sonra da Ankara Valiliği’nin, katılımcılar hakkında açtığı soruşturmayla adeta alevlendirilmişti.
Bu noktada;
Bursa Barosu Başkanı Ekrem Demiröz’ün açıklaması çok netti.
Demiröz;
“Uluslararası güçler, Büyük Ortadoğu Projesi’nde, Mustafa Kemal Atatürk adını, bağımsızlık kavramını ve Cumhuriyet’in değerlerini engel olarak görüyorlar. Kutlamaların yasaklanması ve engel çıkarmaların temelinde yatan asıl durum budur” diyerek sanki kitlelerin sesi olmuştu bu sözleriyle.
O dönem;
Bursa’da da bir başka ilk daha yaşanmış, valiliklerin izin vermemesine karşın yurdun pek çok bölgesinde insanlar, kitleler halinde Atatürk anıtları önünde toplanmışlardı.
Ne tuhaf ki;
Cumhuriyet Bayramı’na getirilen yasak ve kısıtlama ayıbının nerelere kadar geldiğinin bir başka göstergesiydi bu yaşananlar.

Bugün;
Bu olayların üzerinden iki yıl geçti.
Temennimiz;
Aynı görüntülerin bir daha yaşanmaması.
Çünkü;
Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan beri yurdun her köşesinde coşkuyla kutlanan en büyük milli bayramın idari yöntemlerle engellenme düşüncesi bile kabul edilebilir değil.
Nitekim;
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun bu yeni yıldönümünde geçmiş yıllardaki gibi yine aynı heyecan, aynı hırs, aynı inanç var.
Sınırlarımızın, birlikteliğimizin ve Cumhuriyet kazanımlarının, küresel güçler ve onların içimizdeki maşalarınca tehdit altında olduğu günümüzde biraz daha gayretli olmamız gerekiyor.
Keza;
91 yıl önce elde ettiğimiz kazanımların değerini çok daha iyi irdelemek de, bu çabalardan biri olmalı.
Bu nedenle;
Türk insanına çağdaş dünya hedefini gösteren, ve “tek adam” olmak yerine Türk insanına laik ve demokratik Cumhuriyet rejimini armağan eden Mustafa Kemal’in aziz hatırası önünde bir kez daha saygıyla eğiliyoruz.