Bursa Hakimiyet

Türkiye’yi karıştıran HDP’nin bu çağrısı tehlikeli ve manidar

Bayramda;            
Yerinde gördüğümüzde de Suriye’nin Kürt kenti Kobani’nin, düştü düşecek şekilde olduğunu gözlemlemiştik.
Nitekim;
Sınır kenti Suruç’ta odaklanan HDP heyetinin düğmeye basmak üzere hazırlık içinde olduğunu ve sanki bir yerlerden haber beklediğini de gözlemlemiştik.
Keza;
Korkulan da, bayramın son günü gerçekleşti.
HDP Genel Merkezi, Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ başkanlığında olağanüstü toplandı ve çok tehlikeli bir karar alarak, Kobani’deki olaylara tepki olarak “halkı sokağa çıkmaya” çağırdı.
Devamında da;
Başta Diyarbakır olmak üzere Muş, Batman, Siirt karıştı.
Aynı saatlerde İstanbul’da da sokaklar savaş alanına döndü.
Bursa’da da;
Başta Ulus Mahallesi hareketlendi ardından yüzlerce kişi Kent Meydanı’nda polisle çatıştı.
Apo posterleri ve paçavralar Bursa’nın göbeğinde açıldı.
Türkiye’de;
Eşzamanlı basılan düğme ile adeta ayaklanma provası yapıldı.
Belediye otobüsleri, ambulanslar yakıldı, polis araçlarına saldırıldı, özel otomobiller ateşe verildi, banka şubeleri yakıldı yıkıldı, dükkanlar ve işyerleri yağmalandı, kamu malları kullanılamaz hale geldi.
Bursaray istasyonları da bu işten nasibini aldı.
Yetinilmedi;
Atatürk büstleri yıkıldı, “Atatürk başı” bir top gibi yerlerde tekmelendi.
Yetmedi...
Milletvekili Aysel Tuğluk, “Kobani düşerse, Ankara da düşer” diyerek, Türkiye Cumhuriyeti’ni açıkça tehdit etti.
Devamında da çıkan ayaklanmalarda 18 kişi yaşamını yitirdi.
Okullar tatil edildi.
Diyarbakır başta olmak üzere pek çok yerde sokağa çıkma yasağı getirildi.
Bu ayaklanma sonrası görüntüler de sıkıyönetim ve OHAL süreçlerini anımsattı.
Tüm bunlar ne için yapıldı?
IŞİD’in Kobani’deki saldırıları için.
HDP ve PKK, Türkiye’yi suçluyor, neden müdahale edilmediğini sorguluyor.
Ancak;
Bu kez de akıllara, Suriye ve Irak tez- keresine HDP’nin neden ret oyu verdiği sorusu geliyor!
Bu nedenle sosyal medya adeta sallanıyor.
Ve;
PKK’nın, Kobani’de neden IŞİD’e karşı mücadele vermediği sorgulanıyor.
Yine;
Bu olaylara ilişkin iki soru daha kafa karıştırıyor.
Biri;
Kürt halkına sokağa çıkma ve başkaldırma çağrısı yapan HDP yöneticilerine yönelik Savcıların neden harekete geçmediği?
Nitekim;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Kamu barışına karşı işlenen suçlar” bölümünde “Halk arasında korku ve panik yaratmak” bölümü fazlasıyla dikkat çekiyor.
İkincisi...
Gezi eylemlerinde yaşanan sert müdahaleler halen sıcakken, Bursa’da da dahil olmak üzere, güvenlik güçlerinin gözleri önünde eylem ve gösteri yapıp, yakıp yıkanlara karşı neden müsamaha gösterildiği, bunun çifte bir standart olup olmadığı?..