Bursa Hakimiyet

Ülkeyi sokağa dökenler Mudanya’yı görmeliydi!

Geçen yıl...  Tam da yerel seçim arifesinde, Mudanya Mütarekesi’nin 91. yıldönümü öylesine kutlanmıştı.
AK Partililerin pek ilgi göstermediği bu törenin siyasi yönü de vardı.
CHP’nin;
Mudanya adayını belirlemek için yapılan önseçimi Hayri Türkyılmaz kazanmıştı ve hemen akabindeki mütarekenin yıldönümü kutlamasına kızgınlıktan olsa gerek, adaylardan Sevil Pamirol, Rıdvan Çalışkan, Ali Kaya ve Rüştü Cozlan katılmamayı tercih etmişti.
Bu da;
Belediye başkanlığına hazırlanan Türkyılmaz’ın canını çok acıtmış ve seçimi kazanması halinde Mudanya’da bugüne değin görülmemiş bir 92. yıldönümü kutlaması yapacağının sözünü vermişti çevresine.
***
Dediğini de yaptı, Hayri Türkyılmaz.
Çoğu zaman unutulan, aslında bağımsızlığımızın bir başlangıcı anlamına gelen Mudanya Mütarekesi’nin 92. yıldönümü dün Mudanya’ya öyle bir kutlandı ki, böylesi ilk kez yaşandı.
Nitekim;
Türkiye’nin içinde bulunduğu sıkıntılı durum da göz önüne alındığında, mütarekenin sebep ve sonuçları günümüze ışık tuttu.
***
1922 Eylül’ünde;
Batı Anadolu Yunan işgalinden kurtarılıyor ama sıra işgal altındaki Doğu Trakya ile İtilaf Devletleri’nin kontrolündeki İstanbul’un kurtarılmasına geliyor.
Bu amaçla TBMM orduları da Çanakkale’ye ilerliyor.
Ne var ki;
Türk-İngiliz kuvvetleri karşı karşıya kalmasına rağmen İngiliz General Harrington, Londra’dan emir almasına rağmen askerlerine ateş emri vermiyor.
Aynı anda;
Fransız temsilcisi Franklin Boullin ile görüşen Mustafa Kemal de, askeri harekatın durdurulmasını kabul ediyor ve nihayetinde ateşkes görüşmelerinin 3 Ekim 1922’de Mudanya’da başlaması kararlaştırılıyor.
TBMM’yi;
Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa’nın temsil ettiği mütareke, Türk Milli Mücadele hareketinin silahlı mücadele kısmının, Türkler’in zaferiyle sonuçlandığının yazılı birer belgesi oluyor.
Bu sonuçla;
Batı’nın, Anadolu topraklarındaki rüyası sona eriyor.
***
Türkler’in İstanbul’a girdiği 1453’ten beri ilk kez işgal edilen İstanbul, bu mütarekeye göre yeniden Türkler’in oluyor.
Yine;
Doğu Trakya da diplomasi ile Türkiye’ye kazandırılırken, İngilizler’in yakındoğu politikası iflas ediyor, İngiliz Başbakan George’un da siyasi hayatı sona eriyor.
Savaş, aslında bir Türk-Yunan savaşı olmasına rağmen, Mudanya’da masada Yunanistan heyeti temsil edilmiyor, bir Yunan delegesi ancak 14 Ekim’de, metni biraz da lütfen şeklinde imzalamak zorunda kalıyor.
Bu sonuç bile Yunanistan’ın Batı’nın bir piyonu olduğunun somut göstergelerinden biri oluyor.
Sonrasında da;
Lozan Barış Konferansı’nda Osmanlı’nın tükendiği ve TBMM’nin varlığı kabul ediliyor Batı tarafından.
***
Bunu şunun için hatıratlattık. Dün bu tarihi günün yıldönümüydü.
Yıllar önce;
Silahlı güçler ve piyonlarla Anadolu toprağına göz diken emperyalist güçlerin siyasi ve ekonomik oyunları, şimdi de başka oyunlarla karşımıza çıkıyor.
Bu ülkeyi;
Kuran Mustafa Kemal’in heykelleri yakılıyor, büstleriyle top oynanıyor.
Yetmiyor, kardeş kardeşe kırdırılıyor.
Üstelik, içerideki piyonlarının “sokağa çıkın” talimatları ile.
Bu nedenle;
Emperyalizmin bitmek tükenmeyen Anadolu toprağı isteklerinin karşısında, oyuncu ve seyirci olmamak gerekiyor.