Bursa Hakimiyet

Uludağ'ı BUSKİ'ye bağlayarak yetki için ilk adımları attı

Şu bir gerçek;
Alternatifleri yaratıldığı için bir dönemin tek kış turizmi merkezi olan Uludağ, özellikle 70'li ve 80'li yıllardaki gibi yalnız değil.
Tabii;
Bu tablonun pek çok nedeni var.
Ancak bize göre bu nedenlerin başında da yetki karmaşası geliyor.
Bir tarafta Orman ve Su İşleri Bakanlığı, bir tarafta Kültür ve Turizm Bakanlığı, bir tarafta Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, bir yandan Milli Parklar Genel Müdürlüğü ve bir yandan da düne kadar bağlı olduğu Kirazlı beldesi belediyesi.
Hal böyle karışık olunca halen dahi Uludağ'ın net bir yetkilisi yok.
Bu nedenle;
1989 seçimlerinden beri de Bursa'da Büyükşehir Belediyeleri'nin böylesine önemli bir bölgede hiçbir yetkisi olmadı, olamadı.
Ancak yetkinin artık Bursa'ya, Büyükşehir Belediyesi'ne verilmesinin gerektiği fikri de Ankara'da oluşmaya başladı.
Ankara;
Doğal olarak elindeki yetkiyi bırakmıyor, devretmiyor.
Ancak yatırım da yapmıyor Uludağ'a.
Böyle olunca da Uludağ her yıl adeta içinden çıkılmaz bir hale dönüyor.
İşte;
Bu yetki karmaşasını gidermek ve Ankara'nın artık yetkilerini Bursa'ya Büyükşehir Belediyesi'ne devretmesinin önünü bir an önce açmak için Başkan Recep Altepe dün çok önemli bir adım attı.
Aslında stratejik bir karardı bu.
Çünkü;
Yanına AKP İl Başkanı Sedat Yalçın'ı da alan Başkan Altepe, ne yazık ki bugüne değin hiç olmayan Uludağ'a kanalizasyon hattı döşemek için düğmeye bastı.
Yıllar yılı doğal kaynaklara akıtılan Uludağ'ın kanalizasyonu, toplam 18 km'lik hatla Bursa'ya merkez arıtma sistemine bağlanacak.
Böylece oteller artık BUSKİ abonesi olacak.
Bu işlem önemli bir adım.
Hem, yılların ayıbını örtecek hem de Büyükşehir Belediyesi yavaş yavaş Uludağ'a girmiş olacak.
Kulağımıza gelenler;
Altepe'nin bir sonraki adımının da otoparklar, günübirlik tesisler ve kayak pistleri ile spor tesisleri olacağı yönünde.
Bize göre Altepe'nin bu stratejik adımı, Uludağ'ın tek yekili olarak Büyükşehir'e verilmesi yönünde çok çok önemli bir adım.

Baro seçimleri kulisi başladı
Gerçi;
Ekim ayında yapılacak Bursa Barosu Başkanlığı seçimine daha 6 ay var ama görünen o ki şimdiden kollar sıvanmış durumda.
Her dönem olduğu üzere yine çok çekişmeli geçmesi beklenen seçimler için şimdiden kulislerin başlaması da ilginç.
Hatta;
Elini çabuk tutan gruplardan olan kendilerini "önce hukuk grubu" adayları olarak tanıtan bir grup avukat bugün kamuoyu önüne ilk kez çıkıp, adaylıklarını açıklayacak hukukçular olacaklar.


Adaylar, 17 gün kala strateji oyunu oynuyor
Kararı;
Dün de bu sütunlardan duyurduk.
CHP'nin sonucu merakla beklenen il kongresi, 17 Haziran Pazar günü yapılacak.
Ne var ki, bugün itibariyle haziran ayına giriliyor olmasına rağmen henüz resmi bir aday yok.
Bu durum parti kulislerinde iki nedene bağlanıyor.
Birincisi;
Adayların, birbirlerinin güçlerini görebilmeleri için özellikle adım atmamaları ve "sahneye" son olarak büyük bir güçle çıkmak istemeleri.
İkincisi de;
Kongreye yakın güç dengelerinin yavaş yavaş belli olmaya başlamasıyla belki birtakım birleşmelerin ya da ittifakların yaşanabileceği ihtimali.
Aslında;
Tam bir strateji oyununun yaşandığı CHP'de bugünkü tablo da uzun zamandır görülmemişti. Yoksa;
Görüşme trafiklerini hızlandırmalarına ve adaylıkları neredeyse kesin olmalarına rağmen il başkan adaylarının hala resim olarak ortaya çıkmamaları bir hayli ilginç.


Bu sistem masaya yatırılmalı
AS TV'de;
Önceki akşam, çok tartışmalı başkanlık sistemi konusunu ele aldık.
İki önemli konuğumuz vardı.
Baro Başkanı Zekeriya Birkan, anayasal süreçlerdeki yönetim biçimlerini anlatırken, Uludağ Üniversitesi İİBF Uluslararası İlişkiler Bölümü Yrd. Dç. Dr. Ferhat Pirinççi de tam başkanlık ve yarı başkanlık sisteminin uygulamalarını anlattı.
Doğrusu programı yönetirken büyük keyif aldık, çünkü anlatılanları bir taraftan da not aldık.
Özellikle yıllarca ABD'de yaşayan Pirinççi'nin, Türkiye'nin ama yarı ama tam olmak üzere başkanlık sistemine neden geçmesi gerektiğine dair görüşleri çok önemliydi.
Tabii şu da önemliydi.
Bu konu açılınca pek çok kişi, bu sistemle eyalet uygulamasının geleceğini ve üniter yapının bölüneceğini düşünüyor.
Oysa yanlış düşünülüyor.
Çünkü bu sistemde ille de eyaletlere ayrılmasının zorunluluğu olmadığı üzerine basa basa anlatıldı.
Bir de;
Şu andaki lider sultasının önüne geçen, milletvekillerini gerçek anlamda halka seçtiren, yargı, yasama ve yürütmeyi de kağıt değil gerçek anlamda birbirinden ayıran ve tek adam uygulamasını ortadan kaldıran bu başkanlık sisteminin fazla fazla tartışılmasında doğrusu büyük fayda görüyoruz.


TARİHTE BUGÜN
TBMM Soruşturma Komisyonu, eski Başbakan Mesut Yılmaz ile eski Devlet Bakanı Güneş Taner'in "Türkbank ihalesinde görevlerini kötüye kullandıkları" iddiasıyla Yüce Divan'a sevklerine gerek olmadığına karar verdi.
(1 Haziran 2000)