Bursa Hakimiyet

Ya ateş alsaydı?

Ne var ki,
Kongre salonunda dün gözümüzün önünde yaşanan suikast girişimini herhalde uzun bir süre hafızamızdan çıkaramayacağız.
Kısa adı HÖH olan Türk partisi, sadece Bulgaristan için değil Türkiye için de çok önemli bir parti.
Bu partinin liderliğini tam 23 yıldır Ahmet Doğan yapıyor.
Ancak son dönemde Doğan ile Ankara arasında yaşanan ve dışarıya taşan fikir anlaşmazlığı Bulgaristan’da yeni bir Türk partisinin kurulmasına vesile olmuştu.
HÖH’ün eski kurmaylarından Kasım Dal’ın gizli liderliğinde kurulan ve genel başkanlığını Korman’ın yaptığı bu yeni Türk partisinin Ankara ile yakınlığı da göze çarpıyordu.
Hatta,
Yeni partinin Ankara’nın desteğiyle HÖH’e alternatif olarak kurulduğu bile ifade ediliyordu.
İşte,
Bu nedenle dünkü kongre Ankara’nın da yakın takibi altındaydı.
Ankara’nın HÖH’ten ve Ahmet Doğan’dan desteğini çektiği açıkça belli oluyordu çünkü geçmiş yılların aksine bu kez ne Türk hükümeti nezdinde ne de AK Parti nezdinde bir tek temsilci bile yoktu kongre salonunda.
Zaten kongre de büyük bir sürprizle başladı önce.
Basına dağıtılan Ahmet Doğan’ın konuşma metninde, Doğan’ın 23 yıl sonra çekileceği ve yerini Lütfi Mestan’a bırakacağı yazıyordu ki bu nedenle salona giren ve aralarında Bal-Göç mensubu Bursalı delegelerin de bulunduğu delegasyon büyük bir şok yaşadı.
Hatta,
Doğan’ın kendi isteğiyle 23 yıl sonra nasıl çekileceği tartışmaları bile yaşandı.
Kongre bu nedenle biraz gergin ve şaşkın başladı.
Uluslararası temsilcilerin de bulunduğu kongrede bizler de kürsünün hemen önünde yerimizi almış bize dağıtılan cihazlardan Bulgarca yapılan konuşmaların Türkçesini dinliyorduk.
Bir süre sonra kürsüye alkışlar arasında HÖH’ün lideri Ahmet Doğan ayakta alkışlanarak çıktı.
Yaklaşık yarım saat konuştu ve önce derin bir analiz yaptı.
Küresel güçlerden, Avrupa’nın düştüğü ekonomik krizden ve yeni dünya düzeninden bahsetti.
Konuşması ilgiyle izleniyordu.
Pek çok kişi, Doğan’ın nasıl veda edeceğini de merakla bekliyordu ki, izleyicilerin önünden hızla kürsüye koşan ve boynunda kongre kartı olan bir  kişi belirdi saniyeler  içinde.
Önce kimse anlamadı.
Taa ki,
Saldırgan kürsüye çıkıp elindeki tabancayı Ahmet Doğan’ın başına dayayıp tetiği çekene kadar.
Zamanın durduğu anlarda önce bir tetik sesi geldi ardından da çığlıklar ve arbede.
Tabancanın ateş almadığı olay sonrası saldırgan, partililer tarafından önce etkisiz hale getirildi ardından da herkesin gözü önünde sahnede adeta linç edildi, sonra da kongre salonu dışına çıkarıldı.
Haliyle,
Başta Sofya ve Ankara olmak üzere küresel güçlerin de dikkatle izlediği kongreye, Doğan’ın sağlığının iyi olduğunun açıklanmasının ardından ara verildi.
Kongre salonunun çevresi de bir süre sonra polis ablukası altına alınırken, televizyon kanalları da yayınlarını kesip bu görüntüleri yayınlamaya başladılar.
Kanımızca,
Gözümüzün önünde saniyeler içinde gerçekleşen bu beklenmedik dehşet sahnelerinin yansıması ve yankıları çok olacak.
Zira,
Daha şimdiden bu suikast girişimine dair pek çok iddia konuşulmaya başladı ki, olayın sonradan aydınlatılacak olması bile belki de yeterli olmayacak.
Kaldı ki,
Kongreyi bizlerle birlikte izleyenler arasında bulunan Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ile Bal-Göç Genel Başkanı Yüksel Özkan’ın da pek çok kişinin dediği gibi salonda muazzam bir güvenlik zafiyetinin bulunması ve Bulgar polisinin böylesine  önemli kongreye yönelik gerekli önlemleri almamış olması, Doğan’a istenmesine rağmen koruma verilmediği iddiaları fazlasıyla dikkat çekiciydi.
Şu da bir gerçek ki,
Suikastı kim için ve ne için yaptığ henüz yeterince bilinmeyen bu kişi, yüzlerce kişinin önünde eğer ki HÖH lideri Ahmet Doğan’ı öldürseydi, Ankara-Sofya arasında uzun süre yaraları sarılamayacak bir dönemi de başlatabilir ve Bulgaristan’daki Türkler arasında da derin ayrılıklar yaratabilirdi.