Bursa Hakimiyet

Bakanlıktan LÖSEV’e ruhsat ayıbı

Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu son zamanlarda Bursa’da hastane temellerini birer birer atıyor.
Belli ki yılların eksikliğini giderme gayretinde… 
Kendisine teşekkür ediyoruz.
Ancak Ankara’da öyle bir tutum sergileniyor ki skandal desem dilim varmıyor, ihmal desem az kalıyor.
Ne diyeceğimi inanın bilemiyorum.
Şimdi Ankara’daki sorun bizi neden ilgilendiriyor diyeniniz olabilir.
Hemen aktarayım:
Bu öyle bir sorun ki; yalnız Ankara’yı, yalnız bizi değil, tüm Türkiye’yi hatta Avrupa’yı bile ilgilendiriyor.
Neden mi?
Çünkü kanser hastalığı dünyanın baş belası; yeri yurdu fark etmiyor.
Unesco’nun da desteklediği LÖSEV, Ankara’da kanser hastalarının tedavi göreceği 400 yataklı bir hastane inşa etti. Tamamen bağışlarla… Devletin hiçbir katkısı yok.
Yalnız hastane değil içinde hasta oteli, hasta çocuklarının eğitim göreceği bir lise, ayrıca bir sürü sosyal donatı ve eğitim merkezleri bulunuyor.
Tam bir yaşam alanı…
 Adı da Lösev Kenti.
Geçtiğimiz günlerde Ankara’da açılışı yapıldı. Şahsen katılamadım ancak ben projeyi daha önce dinlemiştim ve çok etkilenmiştim. 
Düşünsenize Türkiye’nin neresinde olursa olsun bir kanser hastası helikopterle alınıp bir buçuk saatte Ankara’ya Lösev hastanesine getirilebilecek. 
Hastadan para pul da alınmayacak.
Nasıl hizmet?

KADINLAR İSYANDA

Gelelim ayıp olan kısmına… 
Dün Aylin Babaoğlu, Sadiye Toprak, Mine Acar, Halime Yıldız. Şükran Gülpınar ve Cihan Yavuz’dan oluşan bir grup kanser tedavisi görmüş kadın ziyaretime geldi.
Son derece dertliydiler, son derece rahatsızlardı.
Neden mi?
Kendi ağızlarından dinleyelim:
 “Bizler kanser tedavisi görmüş insanlarız. Yani bizler damdan düşenin halinden anlayabiliyoruz. Bu yüzden Lösev hastanesiyle ilgili sesimizin duyurulmasını istiyoruz. Biliyorsunuz  Lösev tamamen bağışlarla Ankara’da kanser hastalarının tedavi göreceği 400 yataklı bir hastane inşa etti. Geçen gün açılışı yapıldı. Ama hala tek bir doktor yok. Çünkü Sağlık Bakanlığı ruhsat vermedi. Oysa LÖSEV hastanesinin hizmete girmesini dört gözle bekleyen çok sayıda kanser hastası var.”
Olur mu öyle şey?
 Peki, gerekçeleri ne diye lafa girince de şunları söylediler:
“Bakanlık projeye 100 yataklı başladınız, yüz yataklı kısmına ruhsat verebiliriz üstüne olmaz. Oysa dönemin sağlık bakanı Recep Akdağ Lösev’e hastaneyi büyük yapın, çünkü böyle bir hastaneye ihtiyaç var demişti. Üstelik Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan daha önce LÖSEV’i ziyaretinde projenizin arkasındayım mesajı vermişti. Ama şimdi ne oldu da ruhsat verilmiyor Açılışa hükümet adına kimse katılmıyor; anlamış değiliz. Bu ilgisizlik bizleri derinden üzmüştür”
Yahu Allah aşkına böyle şey olur mu?
Ben bu işte bir yanlışlık olduğunu düşünüyorum.
Sağlık Bakanlığı’nın sağlık yatırımlarına hız kattığı bu dönemde böyle bir çifte standart uygulayacağı aklımın ucundan bile geçmezdi.
Bakanlıktan bu konuda bir açıklama beklemek herhalde hakkımız.

UCU BURSA'YA DOKUNDU

Söz konusu kadınların  Bursa’ya ilişkin sözleri de çok  çarpıcı:
“Dört çelik Çocuk Hastanesi’nde Elif Güler Kazancı onkolog ve hematolog olarak görev yapıyordu ve tek doktordu. Onu da Sağlık Bakanlığı’na aldılar ve söz konusu hastanede onkolog ve hematolog kalmadı. Hastalar çaresiz.”
Maalesef bu sorun Bursa’da oldukça fazla. Tıp Fakültesi Hastanesi’nde de özelikle cerrahi bölümlerde doktor yok.
Neden çözüm bulunamıyor anlamak mümkün değil.
Sayın Bakan; insanlar sizden hem LÖSEV hastanesine ilişkin bir müjde, hem de Bursa’ya ilişkin doktor kadrosu bekliyor.
Benden söylemesi.