Bursa Hakimiyet

BUSİAD’dan çarpıcı rapor

Bursalı patronlar kulübü BUSİAD ekonomideki acı gerçekleri ortaya koydu. 
Anadolu’nun TÜSİAD’ı olarak da kabul edilen (BUSİAD) ‘2015 Genel Seçim Sonuçları ve Türkiye Ekonomisi’ başlıklı bir çalışma yayınladı.
Ekonomi Danışmanı Doç. Dr Metin Özdemir tarafından hazırlanan çalışmada acı gerçekler sıralanıyor. 
Çalışmada seçim sonuçlarının gerek Türkiye’nin mevcut anayasal sisteminin geleceği, gerekse Türkiye ekonomisinin izleyeceği yol açısından önemli bir dönemeci ifade ettiğine dikkat çekilerek şu ifadelere yer veriliyor: 
“Sonuçlar 3 Kasım 2002 seçimleriyle başlayan AKP hükümetleri döneminin sonuna gelindiğini ortaya koymaktadır”
Sonuçlar bana göre bir başka mesaj daha veriyor;
O da, Anayasama dokunma ve Başkanlık maşkanlık istemiyorum.
Seçmenin oy verme davranışında hükümetlerin gösterdiği makro ekonomik performansların belirleyici olduğuna işaret edilirken, büyümeye enflasyondan daha fazla ağırlık verildiği görüşü savunuluyor. 

Güven endeksindeki güvensizlik

Seçmen davranışlarıyla makro ekonomik performans arasındaki ilişkinin gözlenebileceği bir diğer değişkenin TÜİK tarafından açıklanan Tüketici Güven Endeksi olduğuna işaret edilerek “Büyüme ve iç talep açısından öncü bir gösterge olma niteliği taşıyan endeks, Mayıs 2015 itibarıyla 64 seviyesini görmüş,  2007-2008 küresel krizdeki değerinin de altına inmiş gözükmektedir”
Bunun anlamı şu;
Kim ne derse desin güven endeksinde çok ciddi bir güvensizlik hakim. Bir anlamda ülkede örtülü bir kriz yaşanıyor.

Derviş programının etkisi…

2001 krizi sonrasında Kemal Derviş programının takip edilmesiyle enflasyon hedeflemesi-esnek-dalgalı kur-bağımsız merkez bankası ve sıkı mali disiplin ile dünya ekonomisinin sunduğu imkanlar da kullanılarak önemli bir makro ekonomik performans gösterildiği hatırlatılıyor ve şu ifadeler yer alıyor:
“Ancak 2007-2008 küresel finans krizini takip eden dönem ve özellikle Mayıs 2013 sonrası sergilenen makro ekonomik performans ve kaynak tahsisi tercihleri Türkiye ekonomisini büyüme (cari açık) ve enflasyon arasında sıkışan bir yapıya sürüklemiştir”

İhracattaki tehlike…

Ayrıcı son dönemlerde parite ve ihraç pazarlarındaki daralmanın etkisi olsa da ihracattaki ciddi azalış dikkat çekici bulunuyor.
Özel sektörün borç stokunun önemli ölçüde biriktiği, kur artışları ve büyüme performansındaki azalma karşısında şirketlerin riskini artırdığı vurgulanıyor.
Türkiye ekonomisinin bu haliyle küresel risk iştahındaki dalgalanmalara karşı kırılgan bir yapıyı ortaya koyduğu belirtiliyor. 
Ne demişler? 
Dost acı söyler.
Önemli olan bu acılardan ders çıkarmaktır.