Bursa Hakimiyet

Döviz tufanı

Para piyasalarındaki tufan memleketi adeta kasıp kavuruyor. 
Kaç günden bu yana rekor üstüne rekor kıran ABD Doları 3 lirayı gördü. Avro 3,30 lirayı devirdi. 
TL dolar karşısında en çok değer kaybeden paraların başına yerleşti.
Tabiri caizse şamar oğlanına döndü.
Borsa İstanbul dibe çakılıyor. 
Altın son dört yılın zirvesini test ediyor.
Her gün şehit haberleri canımızı yakıyor.
Bir seçim uğruna yarap ne güneşler batıyor.
Evet, beyler biz 2001 krizini yaşadık.
Yetmedi;
2008 krizini göğüsledik. Her ne kadar birileri teğet geçti dese de böbreklerimize kadar bunu hissettik.
Hepsine eyvallah.
Ama inanın bugünkü yaşanan krizin tarifi yok.
Eyvallah denilecek bir tarafı da yok.
O yüzden buna eyvallah diyemiyorum.
Çünkü gelinen nokta bana göre tamamen birilerinin egosunun tatmin olmamasının bir sonucudur. 
Üç yıldan beri çözüm süreci adı altında oyalama taktikleri geliştirildi. Sonra terör güç kazandı, şimdi ülkeyi kaosa soktu.
Açık ve net söylüyorum.
Ülkenin para politikalarında bir değişiklik yok.
Merkez Bankası yerli yerinde…
Rezervler yeterli.
O halde anlıyoruz ki; durum ekonomik değil beyler. 
Durum tamamen politik, tamamen siyasi, tamamen egoizmdir. 
Bakın durum gerçekten vahim. Ne olur artık bırakın şu inadı.
Bırakın egoları bir tarafa.
Ne olur ülkenin selameti için gelin hepiniz elinizi taşın altına koyun.
Daha fazla kanımız akmasın. Daha fazla şehit anası ağlamasın. Daha fazla ciğerimiz yanmasın.

Ne değişecek?

Diyelim ki herkes kaderine razı oldu seçimlere gidildi. 1 Kasım gibi gözüküyor.
Soruyorum ne değişecek?
İktidar partisi iki üç puan kaybeder de diğerleri bir iki puan artırırsa ne olur? 
Ya da tersi oldu; Ne fark eder.
Yoksa yeni bir sandık filmi geliştirildi de bizim haberimiz mi yok.

Doğudan gizli göç mü var?

Dün sabah terminal otobüsündeyim işyerine geliyorum. Otobüste yanıma örtülü bir kadın oturdu. Doğu kökenli olduğunu tahmin etmişim. Aramızda diyalog oluştu. Havadan sudan bahsederken terminale gidiyorsunuz sanırım diye sordum. Doğu şivesiyle ama düzgün Türkçesiyle‘evet misafirim geliyor. Onu almaya gidiyorum’ dedi
Ben de nereden geliyor diye bir soru daha yönelttim.
Kadın ‘Hakkari den’ deyince; dayanamadım sordum. Peki neler oluyor oralarda? Verdiği yanıt dikkat çekiciydi:
 “Vallahi orada herkes evlerde olduğundan dışarıda ne olup bittiğini kimse bilmiyor” 
Kısa ve öz.
Gerçekten olup biteni ya yeterince bilmiyoruz ya da algılama güçlüğü çekiyoruz.
İnsanın ister istemez aklına doğudan batıya üstü kapalı bir göç mü yaşanıyor fikri geliyor.
Vay benim memleketim;
Vay benim anlı şanlı politikacılarım ülkeyi düşürdüğünüz noktayı siz hala görmez misiniz?