Bursa Hakimiyet

Ecdadın izlerini gördüm gururla Bursa’ya döndüm

Osmangazi Belediyesi’nin daveti üzerine Osmanlı’nın üçüncü padişahı ve Şehit olan tek padişahı Murad’ı Hüdavendigar’ı anmak üzere bir grup gazeteciyle birlikte Kosova’ya gittik.
İlk yurtdışı ziyaretimi ecdadın yüz yıllarca hüküm sürdüğü, derin izler bıraktığı bu müthiş coğrafyaya gerçekleştirmiş olmaktan inanın büyük keyif aldım.
Belki yorucuydu ama kesinlikle değdi.
 Ecdadın eserlerini gördüm. Derin izlere tanıklık ettim. 
Orada Türklerin nefesini hissettim. Osmanlı’nın kokusunu soludum.
 Gurur duydum.
Fakat ecdadımızın bıraktığı izleri gölgelemek isteyen haçlı anlayışına da tanıklık etmiş olmanın da üzüntüsünü yaşadığımı ifade etmeliyim.
Öyle ki Osmanlı Üsküp’te muhteşem bir köprü yapmış. Fakat Makedonlar bunu içine sindirememiş olacak ki sağına soluna iki köprü daha kondurmuşlar.
Camilerin yanına kilise oturtmuşlar.
Üsküp’ü ikiye bölen nehrin bir tarafına Türkler ve Müslümanlar diğer tarafındaysa Makedonlar konuşlanmış.
Yöre halkının önemli kısmı Türkçe biliyor. 
Bir vatandaşın Makedonları kast ederek “Onların tarihi olmadığı için yeniden bir tarih oluşturmaya çalışıyorlar” sözü gerçekten anlamlıydı.

Gelelim asıl meseleye;

Kosova meydan muharebesinden sonra savaş alanını gezen Murad’ı Hüdavendigar, Sırp Obilic tarafından sırtından haince hançerlenerek 1389 yılında şehit edilmişti.
İşte o hainin adını taşıyan Obilic kentiyle Bursa Osmangazi Belediyesi yıllar önce kardeş şehir olmuştu. 
Bu durumdan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç da ‘Benim de kanıma dokunuyor’ diyerek rahatsızlığını ifade etmişti.
Evet, benim de kanıma dokundu açık söylemek gerekirse… 
Osmangazi Belediyesi Meclisindeki MHP heyeti de şehrin isminin değiştirilmesini talep ediyor.
Bu konuyu Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe’ye sorduğumda da “Onların elinde olsa hemen değiştirecekler ama onların yapabileceği bir şey yok” diyerek meselenin sanıldığından daha derin olduğu mesajını vermesi dikkat çekiciydi.

İstiklal Marşı yok, Kur’an-ı Kerim var

11 yıldan beri Sultan Murad Hüdavendigar Han düzenlenen törenle anılıyor.
Biz burada alışığız törenlerde ya da herhangi bir etkinliğin başlangıcında önce saygı duruşu yapılır, sonra İstiklal Marşı hep bir ağızdan okunur.
Anma töreninde İstiklal Marşı okunacak mı diye merakla bekliyordum.
Fakat olmadı. 
Tören Kur’an-ı Kerim okunmasıyla başladı.
Okunmasında bir sakıncada yok.
Fakat ikisi birden olsaydı tadından yenmezdi.
Bu konuyu da törene katılan hem Büyükelçi Songül Ozan, hem de Başkan Altepe’ye sordum: 
Acaba İstiklal Marşımız okunsaydı olmaz mıydı, bir engel var mıydı? 
Sonuçta yabancı bir ülkedesiniz…
Söyledikleri şu:
“Bir engel söz konusu değil. Aslında olabilirdi. Ama o zaman iki ülkenin marşının da okunması gerekirdi.”
Bence ikisi de olsun ne fark eder.
Madem geleneksel olarak bu işi Bursa olarak organize ediyoruz, bir engel de yok. Marşımızı göğsümüzü gere gere orada okuyalım ve okutalım.
Emin olun bundan yerel halk da önemli ölçüde gurur duyacaktır.
Zaten onlar da “Türkiye güçlüyse biz de güçlüyüz. Türkiye zayıflarsa biz batarız” diyorlar.
Bilmem anlatabildim mi?
Türbenin bakımıyla ilgilenen Türbedar Saniye ablanın bize karşı samimiyeti gözlerindeki o heyecanı unutmak mümkün değil.
Başkan da büyükelçi de olumlu karşıladığına göre eminim İstiklal Marşı konusunda bir çalışma yapılır.
 Kosova’dan da Kamu Yönetimi Bakanı Mahir Yağcılar ve Obilic Belediye Başkanı’nın iştirak etmesi ciddi bir mesajdı bana göre.