Bursa Hakimiyet

İthalat tamtamları can sıkıyor

İnsan hayatında birçok ilkler vardır. İz bırakır.
Örneğin ilk aşk,
Ya da ilk araba,
Veya ilk seyahat,
Kim bilir belki de ilk telefon. 
Ama bizim gibi gazeteciler için de mesela ilk yazı,  veyahut ilk haberdir iz bırakan.
Meslek hayatımda köşe yazarlığına geçiş sürecimde ki ilk köşe yazımı hiç unutmuyorum.
Ne tesadüftür ki ‘Ucuzluk bahane hortum şahane’ başlığıyla yayınlanmıştı.  
Yıl 2010 idi ve angus ithalatını eleştirmiştim.
Aradan 5 yıl geçti bakıyorum hala bir şey değişmedi. 
Kurban Bayramı öncesinde bakın yine ithal tamtamları çalınmaya başlandı.
Fiyatları düşürmek için hala ithalattan söz ediliyor olması, ithalattan medet umulması üzücü değil mi?
Yine işin kolayı seçiliyor.
Bas doları al ‘angus’u 
Yazık günah değil mi?
Bu dolarlar kolay mı kazanılıyor.

‘Aydın’ca bakış 

Konu, bu kez Bursa Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Aydın’ın da gündeminde
Türkiye’de 2007 yılından bu yana et ithalatı konusunun gündemden düşmediğine değiniyor ve şunları söylüyor:
 “Bu yıl da yine Kurban Bayramı öncesinde et ithalatı gündemde. Bu durum ülkemizde hayvancılıkla uğraşan üreticimizin sırtında adeta bir kambur gibi… Artık üreticimiz ithalatın yol açtığı psikolojik baskıdan kurtarılmalıdır. Ülkemizde hayvancılıkla uğraşan kesim günden güne azalıyor, hayvan açığı hala devam ediyor,  Kurban Bayramı öncesi besicilerin hayvanlarını elinde tutmayı tercih etmesiyle de ülke genelinde bu yılın başında, kesimhanelerde 20 TL olan yağsız dana eti fiyatı temmuz ayı sonu itibariyle 25 lirayı buldu. Perakendede ise; ortalama fiyatlar 40 TL`nin üzerine çıktı. Durum böyle olunca da, ithalat konusu hemen devreye giriyor ve ilk etapta fiyatları düşürüyor. Fakat bir süre sonra et fiyatları tekrar eski seviyesine dönüyor. Kısacası ithalat geçici bir çözüm olmaktan öteye geçemiyor”
Sonuna kadar haklı…

Ne yapılmalı?

Evet, et fiyatları da gerçekten çok pahalı.
Bu da bir gerçek.
Garibanın aylarca evine et girmiyor. 
Et fiyatlarını da bu kadar şişirenleri insafa davet ediyorum.
Ama bu iş başka ülkelerdeki üreticileri finanse etmenin ötesinde bir işe yaramıyor.
Yani ‘ben yiyemiyorum al sen ye dolarları Avroları’ diyoruz.
Bir anlamda kendi ipimizi kendimiz çekiyoruz.
Herkes biliyor ki sektörün asıl sıkıntısı maliyetlerin yüksekliğidir ve düşürülmesi şarttır.
Uzun vadede hayvan varlığı ve et üretiminin artırılması kaçınılmazdır.
Unutmayalım ki ‘et giren eve dert girmezmiş’ der uzmanlar.
Bu da demek oluyor ki sağlıklı yaşamımızın olmazsa olmazıdır tarım ve hayvancılık.
Eğer biz tarım ve hayvancılığı uzun vadeli planlayamazsak, hanslara, conilere verdiğimiz desteği kendi Ahmet’imizden Mehmet’imizden esirgemeye devam edersek ortada Ahmet, Mehmet kalmayacak bu gidişle…
Haberiniz olsun.