Bursa Hakimiyet

Markan kadar konuş

Türkiye’nin mevcut üretim iklimiyle 2023 hedeflerine ulaşması bence hayal bile olmaktan çıkmıştır.
En çok konuşulan neydi? 
500 milyar dolarlık ihracat ki hiçbir zaman ithalata ilişkin bir söz duymadım.
10 büyük ekonomi olmak.
Kişi başı 25 bin dolarlık milli gelir.
Hedefsiz bir toplumun nereye savrulacağı belli olmaz.
Bu yüzden hedef koymak önemli ama hedefe uygun politikalar geliştirmek, o politikaları sürdürülebilir kılmak bana göre daha önemli.
Bakıyorum bazı kesimlerde üstü kapalı da olsa manevra hareketleri başladı bile
Dedikleri şu:
“Diyelim 500 milyar dolar değil de 400 milyar dolar oldu. Bu da bir başarıdır. Ya da kişi başı milli gelir 25 bin dolar değil de 20 bin dolar oldu. Ya da 10. Ekonomi olamadık da 12.-13. Olduk; Bu da bir başarıdır”
Kimse kusuru bakmasın; hedefler vurulmak için konulur, ıskalamak için değil. 
Hedefi vurursanız başarılısınız, vuramazsanız başarısızsınız demektir. 
İşte bu hedefleri vurmanın yolu nerden geçiyor dersiniz?
Tabii ki yüksek teknolojiden,
Tabii ki markalaşmadan,
Tabii ki inovasyondan, patent başvurularından,
Tabii ki katma değeri yüksek üretimden,
Yani yükte hafif pahada ağır ürünlerden…

Peki, bu konuda hangi noktadayız

Çok da başarılı olduğumuz söylenemez.
Şöyle ki; 10. Kalkınma Planı’na göre, 2018 yılında yerli patent başvuru sayısı 18 bin olarak öngörülüyor. 
Türk Patent Enstitüsü (TPE) tarafından yayınlanan patent başvurusu rakamlarına göre; 2013 yılında yerli ve yabancı patent başvuru sayısı 15 bin 613 adet. 2014 yılında bu rakam yüzde 2’lik artışla 15 bin 943’e ulaştı. 
Bizdeki toplam başvuru kadar gelişmiş ülkelerde bir şirketin başvurusu olduğunu unutmayalım.
Artış belki umut verici olabilir. Ama kesinlikle yeterli olduğu söylenemez.
Unutmamamız gereken bir şey daha var. 
O’da; büyük hedeflere büyük markalarla ancak ulaşılabilir.
O zaman da adama markan kadar konuş derler.

Ne yapılması lazım?

O konuda da, marka ve patent tescilinde Türkiye’deki duayen isimlerden Destek Patent A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yamankaradeniz’in görüşleri şöyle:
 “Belirli sektörlerdeki şirketlerin, doğrudan teşvik edilmesi gerekiyor. Ar-Ge teşviklerinin daha sağlıklı kullanılması gerekiyor. İhracat hamlesinde fark yaratacak şirketlerin sektörlerine odaklanarak, buradaki gelişmeyi artırmamız gerekiyor. Ayrıca üniversitelerin ve akademisyenlerin desteklenmesi gerekiyor. Bu desteklenen üniversitelerin her birinin bir uzmanlık alanına sahip olması gerekiyor. Bir üniversitemiz sağlık medikal alanda uzmanlaşırken bir diğeri otomotiv, bir diğeri ile iletişim bilişim teknolojileri alanında uzmanlaşmalı” diyor.
Aklın yolu bir.
Elimizi çabuk tutalım iki.