Bursa Hakimiyet

Müjde yok ama hedef var

Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu Sönmez Medya’yı ziyaretinde ilginç sözler söyledi.
Yerli otomobilden LÖSEV’in Ankara’daki Lösante Hastanesi’ne, Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi özellikle cerrahi bölümlerde yaşanan kadro krizinden Bursa’nın sağlık endüstrisi yatırım talebine varana kadar emin olun birçok soruya açık yüreklilikle cevap verdi.
Peşinen şunu söylüyorum; Ben ilk kez kendisiyle yüz yüze görüşme fırsatı buldum. Bana göre oldukça samimiydi.
Fakat ne LÖSEV konusunda, ne de Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde özellikle cerrahi bölümlerdeki doktor krizine yönelik somut bir yanıt alamadım.
Özellikle LÖSEV’E bakış açısı çok enteresandı.
Bakın Lösev, devletten tek kuruş almadan tamamen bağışlarla Ankara’da kanser hastaları için öyle bir tesis yapmış ki Avrupa’da ve Türkiye’de eşi benzeri yok. Söylendiğine göre Lösev üyesi olsun olmasın, Türkiye’nin en ücra köşesinden kanser hastası ambulans helikopterle alınıp bir buçuk saatte Ankara’daki Lösante Hastanesi’ne ulaştırılabilecek. En iyi tedaviyi alıp en konforlu yaşam imkanı da bulacak hastalar.
Tabii ruhsatını alabilirse…

Bakan diyor ki;

 “Türkiye’deki kanser hastalarımızı ve lösemili çocuklarımızın tedavisini yalnız Lösev yapmıyor. Bu konudaki tedavinin yalnızca yüzde 5-6’sını karşılıyor. Biz yalnız Lösev’e üye olan veya Lösev’de tedavi gören çocuklarımıza karşı sorumlu değiliz.  Her yıl yaklaşık 800 çocuğumuza lösemi teşhisi konuluyor. Bunun yaklaşık 40-50 tanesi Lösev’de tedavi görüyor. Diğer 700 civarındaki çocuk başka hastanelerde tedavi oluyor. Peki onlar bu ülkenin çocukları değil mi? Bizim elimizde toplam 166 tane çocuk onkoloğu var. 331 tane de çocuk hematoloğu. Biz her yıl bine yakın lösemili çocuğumuzun tedavilerini kamuoyu algısı oluşturan bir derneğe bırakacak olursak Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Sağlık Bakanlığı’na gerek yok”
Peki, sayın bakanım insanın aklına ister istemez şu soru geliyor.
Bir dünya özel sektör hastanesi açılırken, sağlık sektörü ticarileşirken neden böyle hassas davranılmadı acaba? 
Bunun diğerlerinden farkı ne?
Kimse kusura bakmasın ben bu yaklaşımı anlayamadım.
Düşünün amansız hastalıkla ilgili yüzde 92’lik başarı oranına sahip. Ama kurduğu hastaneye ruhsat alamıyor.
Ben iki yakınımı maalesef bu hastalık yüzünden kaybettim. 
Yani ben attan düşmüş biriyim sayın bakanım.
Ayrıca Bakan diyor ki; resmi müracaatları 100 yatak. Biz onlara yüz yatak ruhsatı veriyoruz.
Sayın bakanım adamlar yüz değil, 280 yataklı yapmışlar. Büyük düşünmüşler kötülük bunun neresinde?

Biz de bekliyoruz

Yerli otomobil konusundaki soruma da Bakan, “Bu konuda inşallah müjde Bursa için olacak.  Biz de bekliyoruz. Ama bu bir tek bakanla olacak iş değil. Bursa dinamikleri bu konuda çok gayret göstermeli. Ayrıca Bursa yerli otomobili istiyor, ama Bursa sağlık endüstrisini de     istemeli. Gelecek bu sektörde. Orta gelir tuzağından kurtulmamızın yolu da tıp teknolojisinde tükettiklerimizi üretmekten ve başkalarına tükettirmekten geçiyor” diye yanıtladı.
Bu konularda sayın bakana sonuna kadar katılıyorum.
Ayrıca U.Ü Tıp Fakültesi’ndeki özelikle cerrahi alanlarda yaşanan doktor sorunu için de     haziran sonrası işaret     edildi.