Bursa Hakimiyet

Sağduyu zamanı

Türk otomotiv sektörü, Türk sanayinin, ihracatının, istihdamının, yatırımın, verginin bir numarası olmuştur yıllarca. 
En fazla ihracatı onlar yapar.
En fazla istihdamı onlar sağlar. 
En fazla vergiyi onlar verir.
En çok Ar-Ge’yi onlar gerçekleştirir.
Tabiri caizse otomotiv, etinden, sütünden, yumurtasından, derisinden kısaca her türlü organından yararlanılan bir sektördür.
Yalnız ana sanayi değil yan sanayi de öyle. 
Başta Bursamızdakiler olmak üzere Türk otomotiv yan sanayi şirketleri de birçok dünya markasının en önemli tedarikçilerindendir.
Öyle ki otomotiv sektöründe çalışanların gelir düzeyi de diğer sektörlere göre daha iyi konumdadır. 
Beklentimiz daha iyi olmalarıdır.
Kısacası ‘ana’sıyla, ‘yavru’suyla Türk otomotiv sektörü altın yumurtlayan bir tavuk gibidir.
Ama ne olduysa oldu; son bir haftadır, tavuğun gırtlağı sıkılmaya başlandı.
Sektörde bir fırtınadır aldı başını gidiyor. 
Sanki sihirli bir değnek değdi.
Neden sihirli değnek diyorum;
Çünkü bir yıl önce bağıtlanan bir sözleşme var ortada. 
Bir yıldan beri kimsenin sesi çıkmamış, aradan bir yıl geçmiş tam da seçim arifesinde sektör alabora vaziyette.
Çalışanların şimdi mi akıları başlarına geldi acaba?
Burada çalışanlara bir sözüm var.
Emin olun kimse sizin daha iyi koşullarda çalışmanıza karşı çıkamaz.
 Asla böyle bir şey yok.
Aldığınız para ananızın ak sütü gibi de helal olsun.
Ama bir yıl önce bağıtlanan sözleşmenin bir yıl sonra tanınmaması kafaları karıştırıyor.
Bu kaos kimin işine yarıyor çok merak ediyorum.
Şimdi hep beraber düşünelim;
Sektörde üretim durmuş vaziyette. Böyle giderse yurtdışı siparişleri dökülmeye başlayacak. 
Hatta sektörde, siparişler zamanında teslim edilmezse birtakım cezai yaptırımları var.
Kim bu cezalara katlanabilir ki;
Bu durum firmaları şimdiden kara kara düşündürüyor.
Şayet firmalar küçülme yoluna giderse bundan belli ki istihdam zarar görecek, ihracat zarar görecek, vergi kaybı olacak. Devlet zarar görecek. 
Ve sonuçta da hem sizler hem bizler zarar göreceğiz.
Acaba atılan taş ürkütülen kurbağaya değiyor mu, değmiyor mu?
Tabii ki burada; işverenlere de önemli görev düşüyor. 
Mutlaka bu konuda bir orta yol bulunmalı onlar da ellerini taşın altına koymalı.
Bu yüzden ben biraz sağduyu diyorum.
Kimse kusura bakmasın birileri belli ki bu işten nemalanmak istiyor.
Bakalım kim nemalanacak.
Önümüzdeki günler, bunu gösterecek.