Bursa Hakimiyet

UEDAŞ, teknoloji ve Ar-Ge’ye odaklanacak

Enerji dağıtım ve satışının özeleştirilmesinden sonra Bursa, Yalova Çanakkale ve Balıkesir illerinin elektrik dağıtımını 2011 yılında üstlenen UEDAŞ geride kalan 5 yılda bölgede 690 milyon lira yatırım yaptı. 
Önümüzdeki 5 yılda ise bu rakamın 1 milyar lirayı aşması bekleniyor.
Bursa Hakimiyet Gazetesi ekibi olarak UEDAŞ Genel Müdürü Mesut Efe’yi ziyaret ettik.
Genel Müdür Efe, bizlere hem geçmiş yılın bir değerlendirmesini yaptı hem de önümüzdeki 5 yıla ilişkin yatırım planlarını anlattı.
Genel Müdürün anlattığına göre, UEDAŞ önümüzdeki 5 yıllık dönemde teknoloji ve Ar-Ge ye odaklanacak.
Ayrıca eskiyen şebekenin yenilenmesi ise zaten rutin.
Tabii tüm bu yatırımlarla amaç hizmet kalitesini yükseltmek…
Fakat benim kafama takılan bir şey oldu.
Örneğin; UEDAŞ,  Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK)’ya 2016 yılı için 350 milyon liralık yatırım talebinde bulunuyor. 
EPDK onaylarsa eğer.
Öğrendiğim kadarıyla enerji sektöründe yatırım bedelleri mevzuat gereği 10 yıl içinde yatırımcı tarafından geri alınıyor, Dolayısıyla 350 milyon liralık bir tutar EPDK’nın ödeme planıyla örtüşmemesi durumunda EPDK izin vermeyebiliyor.
Bu yüzden de yatırım miktarı da EPDK’nın izin verdiği ölçüde belirleniyor.
Gerekçe ne olursa olsun enerji yatırımlarında frene basmak bana göre anlamlı değildir.

Rehberlere ‘Altun’ öğütler

Turizmin bir ayağı deniz kum güneşse, tarihse, kültürse, doğaysa diğer ayağı da hiç kuşku yok ki profesyonel turist rehberleridir.
Bu yüzden rehberlerin son derece donanımlı olması şart…
Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen 2. Turizm Zirvesi’nin dünkü bölümünde rehber adaylarına çok ciddi öğütler verildi, yol gösterildi, Püf noktalar anlatıldı. Sorunlar aktarıldı.
Konuşmacılardan Profesyonel Turist Rehberi Muharrem Altun rehber adaylarına dönük ilk sözü; “Rehberlerin rehberlik yapacakları dilin temel kalıplarını çok iyi bilmeleri gerekiyor. Ayrıca kendi ana diline ve rehberlik yapacağı yabancı dile iyi hakim olması bir başka önemli noktadır” oldu. 
Türkçe’nin katledildiği bir dönemde bence çok anlamlı bir uyarıydı.