Bursa Hakimiyet

Kaybeden Türkiye olur!

Türkiye dış politikada kesinlikle batağa saplanmış durumda.
14 yıl önce sözümüzün kıymetinin olduğu topraklarda bugün dikkate alınmıyor, hatta istenmiyoruz.
Bunun en yakın örneği Musul… Musul’a dönük operasyonda yer almamamıza sevinen bir Bağdat var.
Türkiye, ‘yayılmacı ve mezhepçilik politikası üreten’ bir ülke olarak lanse ediliyor. Burada şapkayı önüne koyup düşünmek gerekir; nerede hata yapıyoruz?
 Elbette olan bitene kayıtsız kalmamız mümkün değil. Çünkü Ortadoğu’da yaşanan her olay, komşularımızda var olan istikrar ya da istikrarsızlık Türkiye’yi doğrudan etkiliyor.
Ancak hükümet 14 yıldır dış politikada hata üstüne hata yapıyor.
Düşünmeden yapılan hamleler yüzünden getirildiğimiz nokta şudur: “Komşularımız bize güvenmiyor, düşüncelerimiz dikkate alınmıyor, bir güç olarak görülmüyoruz.”
 Türkiye kesinlikle Ortadoğu’da yaşanan her travmatik değişimde söz sahibi olmalı. 
Bölgeyle yüzlerce kilometre sınırı ve kültürel bağları olan bir ülke olarak, orada yaşananlar üzerinde en çok bizim söz hakkımız var.  
Ama öncelikle dilimizi değiştirmeliyiz.
 Ortadoğu’da bir ülkeye mezhep söylemiyle, ‘buralar bizimdi’ tavrıyla yaklaşmak; dinamit dolu bir odaya elinde meşaleyle girmeye benzer.
Belirli bir mezhebe değil, diğer etnik ve mezhebi yapılara da hitap ederek, oradaki meşruiyetimizi güçlendirebiliriz. 
Bölgenin dengelerini, Irak’ın gerçeklerini gözeterek yeniden bir siyaset oluşturmak gerekiyor.
Bir ülkenin milli bir dış politikası olur. 
Hükümetler değişse bile, o politika doğrultusunda hareket edilir. Ama Türkiye’nin dış politikası anlık kararlara göre ve tek bir kişi tarafından yürütülüyor. Bunun sonucunda da geldiğimiz nokta güvenilmeyen ve istenmeyen bir Türkiye…
Milli bir dış politika geliştirip, ortak akılla hareket edilmediği sürece kaybeden daima Türkiye olur!