Bursa Hakimiyet

Rusya’nın maşası mıyız, yoksa durum bilinçli mi?

Önceki gün Türkiye açısından yine tarihi ve acı bir gün yaşadık.
Dış politikanın ne kadar kötü yönetildiğine dair ipuçları vardı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Rus uçağının düşürüldüğünü açıklamasının ardından alkışlayan zihniyetin, önceki gün yapılan anlaşmayı da alkışladığını görüyoruz.
Bunlardan birisi de AK Parti Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar’dı.
Basketbolda Euroleague finalinde Fenerbahçe’nin CSKA Moskova’ya kaybetmesinin ardından Tayyar; “İnsanın bir Rus uçağı daha düşüresi geliyor” demişti. 
Aynı Tayyar, dün anlaşmanın imzalanmasının ardından durumu takdir eden paylaşımda bulundu.
Bu zamana kadar tutunulan tavır, FETÖ ile yapılan mücadele ile aynı düzlemde gitmektedir.
Size iyi olana iyi, kötü olana da kötü davranmaya devam etmek üzerine bir bakış açısı hakimdir.
Türkiye maalesef tek kişi tarafından yönetiliyor.
O ne derse oluyor, o ne istiyorsa yapılıyor, o ne yapıyorsa doğru bulunuluyor, onun manevraları ümmetinin de manevra yapmasını tetikliyor ve açıkçası bizim gibi demokrasi ve özgürlük aşığı insanlar tarafından sadece ‘acıklı’ olarak gözüküyor.
Diğer konuya gelecek olursak;
Türkiye, Rusya’nın doğalgazı Avrupa’ya rezerv etme projesinde Ukrayna’yı saf dışı bırakma planlarının maşası olmuş durumda.
Rusya’yla ilişkilerin normalleşmesi hem turizm açısından hem de ticaret yapan firmalar açısından olumlu bir gelişmedir tabii bu bir algı çalışması değilse.
Artık maalesef bozduklarını onardıkları zaman ülke sevinir hale geldi, çekilen restler de boşluktaki yerini aldı, aynı İsrail konusunda olduğu gibi.
Son olarak Cumhurbaşkanı  Erdoğan’ın  Putin ile yaptığı görüşmenin ardından sarf ettiği sözlere dikkat çekmek istiyorum.
“Devlet başkanları olarak açılış konuşmalarında bir arada bulunduk” cümlesi, ülke açısından durumun vahametini gösterir.
Putin devlet başkanıdır ancak Erdoğan bu ülkenin Cumhurbaşkanıdır.  
Ve Sayın Cumhurbaşkanı kendini devlet başkanı olarak göremez.
Erdoğan’ın, başkanlığı halka, Meclis’e sormadan sahiplenmesi, 15 Temmuz sonrası savunulan demokrasiye yakışıyor mu?
Bu dikta değil de nedir?