Bursa Hakimiyet

Türkiye’nin başkanlığa değil demokrasiye ihtiyacı var

Bir başkanlık sevdasıdır almış gidiyor.
Bu uğurda, ülkemizin geleceği pahasına her türlü riski almaya hazır bir anlayışla karşı karşıyayız.
Nasıl bir başkanlık istediklerini bile bilmiyoruz.
Üstelik AKP’nin Genel Başkanı, il, ilçe başkanları, yöneticileri dahi bilmiyor. 
Gelişmiş ülkelere baktığınızda, siyasetin üzerinde sivil toplum denetiminin yüksek olduğunu görürsünüz.
Devlet mekanizmalarının dışında, bu işleyişi kontrol altında tutan, gerektiğinde örgütlü bir şekilde tepki verebilen ya da istediğini ölçülü bir şekilde aktarabilen bir sivil toplum…
Türkiye için bunları söylemek, şu an için mümkün değil.
Bu yüzden detaylarını bir türlü öğrenemediğimiz bu başkanlık, Türkiye için diktatörlük anlamına geliyor.
Muhalif olan her sesin kısıldığı, hapse atıldığı ve dünyada itibarımızın sıfırlandığı bir dönemden geçiyoruz.
Her gün yaşadığımız, şahit olduğumuz hukuksuzluklara, baskılara, sansüre, ötekileştirmeye, tek tipçi anlayışa baktığınızda nasıl bir başkanlık olacağını kestirmek çok zor değil.
Türkiye’nin başkanlığa ihtiyacı yok. 
Türkiye’nin daha fazla demokrasiye, laik anlayışa, hoşgörüye, farklılıklara karşı saygıya, vicdana ihtiyacı var.
Türkiye’nin daha da güçlendirilmiş bir parlamenter sisteme ihtiyacı var.
Dünyanın en zengin 20 ülkesinden 17’si parlamenter sistemle yönetiliyor. 
Milliyetçi Hareket Partisi’nin, başkanlık sistemini desteklediğine dair bir algı yaratılmaya çalışılıyor.
Milliyetçi Hareket Partisi’nin ülkesini düşündüğü kanısındayım.
Ülkesinin baskıcı bir yönetim anlayışının altına girmesine, parçalanmasına müsaade etmez diye düşünüyorum.
Parlamentodan 330 oyun çıkmasını olanaklı görmüyorum. 
MHP milletvekilleri bu oyuna gelmeyecektir.
Esas sorun; Türkiye iyi yönetilemiyor!
Cumhuriyet Halk Partili tek bir fert kalana kadar Cumhuriyet’i, demokrasiyi, parlamenter sistemi savunmaya ve korumaya devam edeceğiz.