Bursa Hakimiyet

Bütün telaş,10 yıl için mi?


Kent gündemi, hareketleniyor. Siyaset ve yerel yönetim gündemi, önümüzdeki haftalarla beraber, yoğunlaşacak.
Yerel seçim sürecindeyiz. AK Parti’nin çalışmaları var. Muhalefette, rutin canlılık ve saha siyaseti var veya dışa yansımıyor.
Belediyeler, dört mevsim haber ve yorum kaynağı olmaya, artarak yine devam edecektir.
Belediye meclisleri, aylık toplantılarına da ilçelerle başladı. Projelerin yanı sıra, planlama tartışması da alevlenecek!
Büyükşehir Belediyesi ve İl Genel Meclisi’nin eş kararına dayalı 1/100.000 ölçekli Bursa Çevre Düzeni Planı, 2 yıl öncesine dayalı süreçle de yeniden hazırlanmak isteniyordu.
Büyükşehir Belediyesi’nin politikasıyla oluşturulan süreçte, artık sona da yaklaşıldı.
Son şeklini alan yeni planlama, birkaç ay içerisinde Belediye Meclisi’nin İmar ve Bayındırlık Komisyonu’nda ele alınacak. Raporlanmayı takiben, son söz Meclis’e ait olacak.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın kurulması ve Türkiye’nin her karışı ve binaları için tam yetkili yapılması, çok ilginç bir durumu ortaya çıkardı ve kentlere sancı oluşturdu.
Vaktiyle…
Planlama ana ilkelerinin yeniden ele alınacağı süreçte, Bursa ile Ankara arasında yetki karmaşası olmuştu. İdari yargı kararı gereğince, son sözün Ankara’da söyleneceğine hükmedilmişti.
Merkezi yönetim, 100.000 ölçekli planlamada yetkili olduğu kayıtlanırken, yerel yönetim ise Bursa İl Çevre Düzeni adıyla kendi çalışmasını formüle etmiş oluyordu.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın işleyiş esasları, belediyelerin tamamen devre dışı bırakıldığı dönemi başlattı.
Yerel işleyişte tıkanan Bursa Sanayi Sitesi’nin önündeki engeller, merkezi yönetimin yetkisiyle ortadan kaldırıldı. Osmangazi Belediyesi’nde, birkaç yıldır bekletilen yeni akaryakıt istasyonu kurma isteğine, Ankara’dan vize çıkmıştı.
Bursa Kent Konseyi, kurumlar ve kent dinamiklerinin katılımıyla kent özel çalışma yürütmüştü.
Büyükşehir Belediyesi’nin yeni planlama sürecine katkı için beklentilerin yer aldığı bildiri yayınlanmıştı. Tarımsal özelliğin gözetilmesi ve sanayi sektörüne fren, çağdaş kentleşme ve kentin çok yönlü potansiyelinin, kent kimliği olarak gözetilmesi, öne çıkan görüşler olmuştu.
Gelişmiş ülkeler, onlarca yılın sonrasını he- defleyen ana ilke ve uygulama planlarını yaparken, bugünkü örnek siluetlerine kavuşmuşlardı.
Bursa merkezli yeni planlama süreciyle Ankara’nın çalışmasına ana çerçeve oluşturulmak istenebilir. Ancak 2020 yılının hedefleyen yürürlükteki imar anayasasının yenisi için sadece 10 yıl ötesinin hedeflenmesi de açıkçası çok tuhaf…
2030 yılını hedefleyen sürpriz ana ilke planlaması, Bursa’yı İstanbul’un arka bahçesi yapmak isteyen bir adım mı? Bu soru, olası yanıtlar ve bazı gelişmelerle de zaten 2 yıldır tartışılıyor.