Bursa Hakimiyet

Cami, okuldan yakın olacak!

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, imar ve planlama esaslarına getirilen yeni ve ara düzenlemelerle tartışma ve eleştirilerin odağında bulunuyor.
Yeni bir kararla…
Geçen ay yürürlüğe giren Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği, konut dışı bazı temel ve önemli kullanım fonksiyonlarına yaya ulaşımı için belirli mesafe koşulu getirdi.
Camilerin, eğitim ve öğretim kurumlarından daha yakın olabilmesi, “yürüme mesafeleri” başlığıyla hükme bağlandı.
Çocuk bahçesi, oyun alanı, açık semt spor alanı, aile sağlık merkezi, kreş, anaokulu ve ilkokul fonksiyonları, takriben 500 metre, ortaokullar takriben 1000 metre ve liseler takriben 2500 metre mesafe alınarak, yaya olarak ulaşılması gereken hizmet etkisi alanında planlanacak.
Dini tesislerden; küçük cami takriben 250 metre ve orta (semt) cami takriben 400 metre mesafe dikkate alınarak, yaya olarak ulaşılması gereken hizmet etki alanında olacak. Mescitler ise, yerleşik veya hareketli nüfusa göre takriben 150 metre hizmet etki alanında yapılabilecek.
Küçük yaş itibariyle…
Çocuklar, daha çok yürüyecek.
Söz konusu düzenlemenin, oyun alanı ve özellikle temel eğitim kurumlarını ikinci planda değerlendirdiği gerekçesiyle eleştiriliyor.
Camilerin yapımında, belirli bir nüfus yerleşim yoğunluğu ve alan zorunluluğu getirmediği için de, yüksek kapasiteli bölgesel camilerin ne derece mümkün olabileceği de tartışılıyor.
Türkiye, Ankara’dan yönetiliyor, ancak imar ve planlama uygulamalarına
ilişkin yasama ve idari uygulama işleyişi, tereddüt, sorun ve soru işaretlerine neden oluyor.
Tuhaflığa bakın…
Belediyelerin imar ve planlama ile diğer teknik personeline, yürürlükteki yasa, yönetmelik ve genelgeleri anlayabilme eğitimleri veriliyor.

 

GEÇ KALINDI!

 

Yılın belirli dönemlerinde nüfusu artan yerleşim bölgelerine, gelecek yıllar için önlem olarak, imar ve planlamada temel bir zorunluluk getirildi.
Sürekli ikamet eden nüfusun gelecekte artacağı varsayımıyla kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanları ile ihtiyaca karşılık otopark alanlarının ayrılması, zorunlu tutuldu. Böyle alanlar, uygun yapılaşma zamanına kadar, park, çocuk bahçesi veya spor alanı olarak kullanılabilecek.
Söz konusu yeni düzenleme, Bursa’nın Mudanya ve Gemlik ilçeleri gibi, yazları nüfusu artan ve artık daimi ikamet ilgisi de gören yerleri gündeme getiriyor.

 

“KARAGÖZ MAHALLESİ, BURSA'DA NEDEN YOK!”

 

Osmangazi Belediyesi’nde, DSP’li dönemde başkan yardımcılığı yürüten Akif Ertaş, Bursa’nın simgelerinden Karagöz’ü önemseyen makalemize teşekkür ediyor.
UNESCO Somut Olmayan Kültür Mirası Listesi’nde 5 yıldır yer alan Karagöz’ün, günlük hayatta daha fazla sahiplenilmesini vurgulayan sözlerimizden memnuniyet duyuyordu.
Dün konuştuk.
Yurtdışından döndüğünde makalemize okuduğunu söyleyen Ertaş, ilginç bir duruma dikkati çekerek, “Hacivat Mahallesi var, Karagöz Mahallesi neden yok?” diye soruyor.
Doğru söylüyor.
Osmangazi’nin Kükürtlü Mahallesi’nde Karagöz Caddesi ve Nilüfer’in Fethiye Mahallesi’nde Karagöz Sokağı bulunuyor, ancak Bursa’nın manevi şahsiyetleri arasında, Karagöz’ün bir mahallede adı yok.
Ertaş, “Belediyedeki görevimiz süresince, Karagöz’ün mahalle adı olabilmesi kadar, Zeki Müren’in şarkısına konu olan manolyalı bir parkın da olabilmesini çok arzu ederdim. Kısmet olmadı, ancak 2 düşüncemin de, kentin düşüncesi olarak, işbaşındaki yönetimce dikkate alınacağını
umuyorum.” diyordu.

 

BOZBEY'DEN VERYANSIN!

 

Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, merkezi yönetimin kentler üzerindeki vesayetini eleştiren bir açıklamayla patlama noktasına geldiğini gösterdi.
Belediyelerin elindeki imar ve planlama yetkilerinin, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na ilişkin yasal ve idari düzenlemelerle merkezi yönetimin elinde toplandığını söylüyor.
Tepkisini ortaya koyan Bozbey, “İmar planlarında değişiklik yapmak, zorunlu olmadıkça eskisi gibi kolay olmayacaktır. Yapılan yeni plan ve  bütün plan değişiklikleri için yönetmeliğin 35. Maddesi’nde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın onayı gerekecektir.” diyor.
Yerinden yönetim ilkesinin göz ardı edildiğini ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesinin de sözde kaldığını belirten Bozbey, bugün bazı hükümlerine yer verdiğimiz Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’yle beraber, gelinen son duruma isyan ediyordu.