Bursa Hakimiyet

İnsaf yani!

Bursa’nın sorunları tartışılırken…
Merkezi yönetimi, bir kentteki taşra kurumları ile yerel yönetim kurumlarının konum ve yetkileri, tartışma konusu olur.
Örnekler çok…
Kaldırımdaki taşıt!
İl Emniyet Müdürlüğü’nün trafik koluna bildirirseniz, “Kaldırıma, biz değil, belediye bakıyor.” yanıtı alırsınız.
Cadde ve sokaktan, düzeni bozan otopark şikayetini, ilgili ilçenin belediyesine veya Büyükşehir Belediyesi’ne bildirirseniz, bu kez, “Yollara, biz değil, Trafik (İl Emniyet Müdürlüğü) bakıyor.” yanıtı gelir.
İşte…
Kamusal işleyiş tuhaflığı!
Kentin merkezi caddelerindeki taşıt kiralama ofisleri, ciddi bir yeni soruna dönüştü.Artık, “Dingo’nun Ahırı” sözünü de anımsatan görüntüler var.
Kurumsal temel zafiyet ortada!
Hatta…
Bir yanda, Osmangazi Belediyesi’nin ofis izinleri… Diğer yanda, Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı otopark şirketiyle kiralık taşıt varlığının tanınması ve paraya çevrilmesi…
İlgili tüm resmi kurumların kayıtsızlığı ve teşvik yaratan idari politikaları, kontrolden çıkan sorun görüntüsü yarattı.
Nerede?
Büyükşehir Belediyesi!
Nerede?
Emniyet Müdürlüğü!
Nerede?
Osmangazi Belediyesi!
Merkezi caddede ofisini açan, kapısının önündeki caddenin kenarına da, kaldırımına da, kiralık otomobilleri tutuyor.
Yıldırım ilçesinde de, aynı görüntüler var!
Örneğin…
Prof. Tezok Caddesi’ndeki ofis, kiralık taşıtlarını yol kenarı ve kaldırımda bulunduruyor. Tayyareci Mehmet Ali Caddesi’ndeki ofis, yol kenarını malıymış gibi kullanıyor.
İl Emniyet Müdürlüğü, trafikte yollardan sorumlu oluyor ise, taşıt kiralama ofisleri hakkında ne düşünüyor?
Düne kadar, Osmangazi ilçesinde Darmstadt Caddesi’ni saran furya, şimdilerde Yıldırım ilçesinin Prof. Tezok ve Tayyareci Mehmet Ali caddelerine bulaştı.
Demokrasi ve özgürlük tartışmalarının yaşandığı ve düzensizlikten yakınılan Türkiye’de, böylesine bir demokrasi ve özgürlük anlayışı var.
Ayrıca…
Yine böylesine elbirliğiyle bir düzensizlik de olamaz. Zaten sabit işyerleri de, aynı sorunu çoktan yarattı.
Görüntü, aynı!
Planlı, modern işleyiş taşıyan ülkelerde, elbette bireysel ve toplumsal bilinç var, ancak kurumların denetim ve cezalarından çekince de var.
Türkiye’de, denetim zafiyeti bulunuyor, ayrıca cezai yaptırım da caydırıcı olmayınca… Düzeni korumak bir yana, yeniden sağlamak ve sorundan arındırmak da zor, hatta imkansızlaşıyor.
Kentsel düzene olumsuz etkilerin geliştiği koridorlar ve noktalara müdahale edilmedikten sonra, çözüm gerekçesiyle paraları projelere harcamanın ne önemi ne de kıymeti olur.
Kamusal işleyişteki tuhaflığa, bir başka alandan örnek verelim ve kaçak yapılaşma sorunu da anımsatalım…
Devletin polisi, örneğin hırsızlığa, yolsuzluğa, usulsüzlüğe, cana kastetmeye, kavgaya suçüstü yapar.
Türk Ceza Kanunu’na giren kaçak yapılaşmada, suçüstü ve gereğini yapabilmenin yetkisi, polis yerine, belediyelere aittir.