Bursa Hakimiyet

İstanbul’un canı can da, Bursa’nınki patlıcan mı?

Afet riski bulunan ve afetler yaşamış bir Türkiye olarak, İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’nün (AFAD) varlığı, gerekli ve önemli duruyor.
Bursa’ya, müthiş kar yağdı.
Adını duymadık.
Kaleme almamızla…
Valilik, kriz merkezi oluşturdu.
Geçtiğimiz günlerde, Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesine bağlı Ulupınar’ın merkez olduğu 4.5 büyüklüğündeki depremi, İstanbul bile hissetti.
Yeni sarsıntılar yaşanıyor..
Sismografik izleme yürüten ve kurumsal internet sitesinden yayınlayan Nilüfer Belediyesi, sözlü veya yazılı bir açıklama yapamıyor.
Yetkili; AFAD…
Yine, ses yok!
Bursa’ya ait internet sitesinde, depremin tanımı yapılıyor, ancak yaşadığımız depremler yok. Personelin çocuğu veya düğünü olanın haberlerini görüyoruz.
Yılın ilk günlerinde, hamile bir kadının doktora yetiştirilmesi için dağlık bölgede özveriyle mücadele veren AFAD ekiplerini, tüm ülke duygulanarak izlemişti.
Kurumsal faaliyetleri, doğru ve gerektiği zamanda bilmek, gerektiğinde alkışlamak için mutlaka acıların yaşanması mı gerekiyor?
Bir süredir…
İstanbul’un deprem riski ve olası etkileri konuşuluyor.
Bilimsel olarak…
Çalışma ve açıklamalar yapılıyor.
Hep böyle!
Bursa’da ise…
Deprem riski, kentsel dönüşüm politikası ve çalışmalarıyla gündreme gelebiliyor. Yaşanmasını istemediğimiz afet olayı, korkutucu gerçek ve uyarı ifadelerine taşınıyor.
Olası deprem için…
Açıklamalar, İstanbul gibi olmuyor.
Jeofizik ve jeoloji bilimlerine, faylar ve zemin sıvılaşmasına dayalı çalışma ve açıklamalara pek rastlanmazken, yeni sarsıntılar karşısında, sorumluluk gösteren de, açıklama yapan da yok.
Duyunca…
İstanbul’un canı can da, Bursa’nınki patlıcan mı?

BURSA'NIN TRAFİĞİNE, “OTORİTE” ZAFİYETİ!

Sahada olmak…
Belediyeler, siyasi partiler ve medya için önem ve gereklilik oluşturuyor. Halk arasında olmak, dinlemek ve üzerine düşeni yapmak…
Trafikte de, böyle olmalı!
Yetkili birincil kurum olan; İl Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı trafik otoriterliği, Bursa’da sahada olmayı ve dinamik bir yapıda davranmayı gerektiriyor.
Ağır tonajlı taşıtların, kent merkezine rahatlıkla girebildiğini ve yasaklı sınırlı zamanlarda bile sorun yaşandığını, daha önce birkaç kez söylemiştik.
Cumhuriyet, Şehrerüstü, Çatalfırın ve Cumhuriyet meydanlarında denetleyebilen ve müdahil olabilen trafik ekiplerini görmek istiyoruz.
Kurallara itaat etmeyen ve ayrıca saygısız davranan sürücüler nedeniyle kördüğüm oluyor, tartışmalar yaşanıyor ve bu olağan oluyor.
Düzen için…
Kurallara uyulmasını ve düzeni sağlamak, denetim gerektiriyor.
İşte!
Basit zafiyet örneği...
Yolcu ve yük taşıyan ticari taşıtların, kış lastiği zorunluluğu bulunuyor.
Bursa’daki trajikomik duruma bakın…
Büyük kentin nasıl denetlenebileceği gerekçesi var mıdır, bilemiyoruz, ancak Atatürk Caddesi’ndeki beklemeli dolmuş duraklarını denetlemek de mi zor?

KÖYÜN SESİNİ VALİ'YE, “BÖYLE” DUYURDULAR!

Bir okuyucumuz, Yenişehir Havalimanı’nın yakınlarındaki Marmaracık’ta eski statüyle köy, yeni statüyle mahallede bulunan bir köprüyü gündeme getiriyor.
Dış cephe aydınlatması ve çevre düzenlemesi için Karayolları ve Büyükşehir Belediyesi’ne dilekçe verildiğini, ancak bir gelişme olmadığını iletiyor.
Bizler aracılığıyla…
Vali Münir Karaloğlu’na sesleniyor.
Bursa’nın yeni laleli logosuyla gerekli çalışmaların yapılabilmesini, havayoluyla ulaşım güzergahı ve estetik açıdan öneriyor.