Bursa Hakimiyet

Kentliden, hukuk mücadelesi!

Hukuk devleti olabilmek için öncelikle hukuk sisteminin sorunlu olmaması, adil ve süratli olması gerekiyor.
Hükümet, yeni referandumla yeni toplu anayasa değişikliklerine "Evet" denilmesini istenildiğinde, "birilerinin değil, hukukun üstünlüğü" öne sürülüyordu.
Üst yargı kurumlarına yeniden yapılanma getirilmesi, muhalefet tarafından siyasi neden ve tartışmalara taşınmıştı.
Beklediğimiz üzere…
Referandumla "Evet" denilmesi ve uygulamasına rağmen, hak arama ve bürokrasisine çözüm getirmedi.
Kamusal yönetim için öne sürülen yeniden yapılanma ve yeni mevzuat uygulamaları, idari dava potansiyelini ve yükünü ortadan kaldırmıyor.
Bu nedenle…
Yerel idare mahkemelerinde davalar açılıyor, ancak…
Üst yargı kurumu durumundaki Danıştay ve nihai kararların alındığı İdari Dava Daireleri Kurulu kurumlarındaki süreç, yavaş işliyor.
Yanı sıra…
Araları da, farklı oluyor.
Hukuk sisteminin temel işleyişini ve güvencesini oluşturan yerel mahkemeler ve üst yargılama kurumları, gecikmemeli ve yormamalıdır.
Öne sürülen mağduriyet ve hak aramayı zorlaştıran, olası bir mağduriyeti ve hak aramanın yıllarca sürmesine neden olan hukuk sistemi, bir ülkenin hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmıyor.
Neşe Camcılar adlı kentlimiz, yerel yönetim tarafından kamusal ihtiyaçla 1978'de kamulaştırılan yerinin kamulaştırma amacı dışında kullanıldığı gerekçesiyle hukuk mücadelesi veriyor.
Fevzi Çakmak Caddesi'nin güneyinde, belediye sarayı ve hastane uygulamaları veya satışıyla gündeme gelen yerde, kendisine ait bulunan 400 metrekarenin alındığını söylüyor.
Önceki dönemlere dayalı olarak…
Camcılar Güler, "Katlı otopark amacıyla kamulaştırıldı, ancak öncelerinde otobüs duraklarına yer olarak kullandılar. Belediye sarayı da yapılmak istendi, hastane projesi de başlatılmıştı. Vaktiyle altına yapılan bir otopark vardı, ancak katlı otopark değildi." diyor.
Kamulaştırılan yerinin, amacı dışında kullanıldığı gerekçesiyle dava açıldığını ve durumun 2008'de yerel medyaya konu edildiğini anımsatıyor.
Ancak…
Bekliyor, yıllardır!
Yerel idare mahkemesinin, kendisini yetkili taraf kabul etmemesi nedeniyle dava açılamadığını anlatıyor.
Danıştay'ın, davanın yerel idare mahkemesinde görülmesi gerektiğini, ancak yerel yönetim kurumunca itiraz edildiğine işaret ediyor.
Geçen 4 yıla rağmen…
Davanın yerel mahkemece görülmesini isteyen Danıştay'ın, kendi kararına itirazı karara bağlamadığını ifade ediyor.
Hukuk yollarının tümü için elinin kolunun bağlı olduğunu vurgulayarak, "Temyizden çıkacak sonuca göre, dava yerel mahkemede görülecek. Gelişmelere göre de, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvuracağım. Danıştay'ın kararı henüz çıkmadığı için de, bir şey yapamıyorum." diyor.
Büyükşehir Belediyesi'nin, sulh yoluyla anlaşmaya varabilmek için de kendisiyle iletişim kurmadığını söylüyor.
Söz konusu dava dosyası, haliyle alanın bütünsel olarak değerlendirilmesini de, olumsuz etkileyecektir.
Halen…
Üzerinde bir özel hastane projesinin yer aldığı alanda, alt kesimindeki otopark da, kapalı tutuluyor.
Büyükşehir Belediyesi, kendisi tarafından yürütülmek üzere, hastane uygulaması için değerlendirmede bulunmak istiyor.
Bazı özel girişimlerin olduğu, ancak dava dosyası gerekçesiyle çekince ve geri adımların yaşandığı da ifade ediliyor.
Çözüm için…
Büyükşehir Belediyesi'nin, davayı açan kentliyle iletişim kurup kurmayacağını merak ediyoruz. Kendi bir bildiği var ve haklı olduğunu düşünüyor ise, yanıtı durumunda konu ederiz.
Elbette ki…
İdari yargı süreçlerinin yavaşlığı ve kararlarının gecikmesi, yerel yönetimin yanı sıra, kente de fatura ödetebiliyor.