Bursa Hakimiyet

Mahfel’e satış tuhaflığı…

Tarihi Mahfel, ne olacak?
Kiracısının yargı süreciyle tasfiyesinden sonra, özel mülkiyete geçmesini sağlayacak satış ihalesine kamuoyu karşıtlığı oluşmuştu.
İl özel idarelerinin ilk yerel seçimle kapanacağını ve mülklerin büyükşehir belediyelerine geçeceğini dikkate alırsak, satış süreci manidardı.
Değerli bir yerde olup kültürel miras kapsamındaki Mahfel’in kaderinin, Bakanlar Kurulu’ndaki yeni atamalar nedeniyle karara bağlanamadığı öne sürüldü.
Satış, tahsis ve kiralama kararının İçişleri Bakanlığı’na ait olduğu gerekçesiyle Ankara’ya da sorulmuş, yanıtı bekleniyordu.
İçişleri Bakanı Muammer Güler’in göreve başlamasından sonraki günlerde, Mahfel’in satılmak istenmesine olumlu yanıt verildiği de, resmen açıklanmıştı.
Bürokrasi, yanıt için siyasi iradeyi gözetmeyi tercih etmişti.
Bursa Valiliği, satıştan elde edilecek gelir sayesinde kentin önemli bazı projelerinin gerçekleştirileceğini de, özellikle duyurmuştu.
Büyükşehir Belediyesi’ne tahsis veya kiralanmasını, kentin kazanımı açısından bu sütunlarda da belirtmiştik, çünkü yerel seçimlere kadar, en azından böyle bir beklenti vardı.
Yöntem olarak öngörülen satış uygulanır ise, Büyükşehir Belediyesi, ihaleye alınabilecek mi ve alabilmesi de kesin olabilecek mi? Sosyal Güvenlik Kurumu’nun Stadyum Kavşağı’ndaki eski yerinde olduğu gibi, Mahfel’e istenen para ne ise, ödemesi mi yapılacaktı?
Satış yapılabilmesi, Bursa Valiliği’nce 28 Aralık 2012 tarihinde Ankara’ya bildirilse de ve yeni İçişleri Bakanı Muharrem Güler’in döneminde 7 Şubat 2012 tarihli onay çıksa da…
Acelecilik ve tuhaflık var!
Aynı İçişleri Bakanlığı’nın, Bursa Valiliği’nin yanıt beklediği süreçteki bir genelgesi ise, il özel idarelerine ait mülklerin kiralanabilmesi için valileri yetkilendirmişti.
Dönemin İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in mevcut ve yeni ilan edilen büyükşehir statülü illerin valiliklerine gönderilen 17 Ocak 2012 tarihli genelgesiyle valilere çifte yetki devri yapılmıştı.
İl özel idarelerinin imar uygulamaları ve yerel seçimlere kadarki süreyi aşmamak kaydıyla kiralanmalar için İçişleri Bakanlığı’nın onay yetkisi, doğrudan valilere bırakılmıştı.
Büyükşehir Belediyesi’ne tahsisi yapılmadığına göre, el değişikliği için geriye satış ve kiralama yöntemleri kalıyor. Yetki devrine dayalı kiralanma da, niye gündemde yoktu?
Kiralanma, valilerin yetkisine bırakıldı ise, Ankara’ya iletilen satış onayı bildirimi neden geri çekilmedi ve zaten 1 yıl sonra Büyükşehir Belediyesi’ne otomatikman mülkiyet devri mümkünken, kiralanması bir yana, satışta niye karar kılındı ve süreci hızlandırıldı?
Mahfel, kentle, kentliye ait olabilecek kültürel miras yerine, çifte iktidarın kentinde, icraatın finansmanı için altın yumurtlayan tavuk gözüyle mi değerlendiriliyor?