Bursa Hakimiyet

Bunun adı kurumsallaşma!

Herkesin dilinde Twente yenilgisi. Aslında tek sorun da bu değil. Kaza geçen yılın başında geliyorum dedi ama direksiyon başındakiler, politikacılara taş çıkartırcasına yaptıkları suni açıklamalarla işte bu sorunları hep öteledi.
Sözü fazla uzatmaya gerek yok. Bursaspor 16 Mayıs 2010’dan bu yana niye bir arpa boyu yol katedemedi?
Bir irdeleyelim…  
Hani ‘kurumsallaştık’ deniliyor ya, bakın Bursaspor’un kurumsallaşma hamlesine.
Öyle bir kulüp düşünün ki genel müdür atamasını tam 18 aydır gerçekleştir(e)miyor. Atama bekleyen kişi 15 aydır vekil sıfatıyla o koltukta oturuyor.  
Bunun adı mıdır kurumsallaşma?
Kulüpte personel içinde yaşanan kavgalar bitmek bilmiyor. Aylardır birbirinin yüzüne bakmayan müdür seviyesindeki insanlar karşı karşıya geldiklerinde kafalarını çeviriyor. Bıraksan bir kaşık suda birbirlerini boğacak.
Televizyonun olmuş, internet siten çağı yakalamış kimin umurunda?
Sen realiteye bak…
Taraftar küsmüş, niye küstüğü araştırılmı-yor. Hadi yönetimi geçtik, profesyonel diye o koltukları işgal edenler, taraftarlarla ilgili bırakın adım atmayı, konuyu dillendirmeye bile cesaret edemiyor.
Kombine bilet satışı son on yılın en kötüsü.
Bilet politikasında uygulanan strateji ise kulübün imajını ayaklar altına alıyor.
Tepki gelince, çek fiyatları aşağıya…
Bir kulüp taraftarını memnun edecek, onları hoş tutacak bilet fiyatını sezon başında belirleyemez mi?
Bilet fiyatlarına kupa maçı öncesi yapılan son indirimin yönetim kurulunun bilgisi olmadan kararlaştırılmasının ve diğer yöneticilerin gece TV başında son dakika gelişmesiyle bunu öğrenmesinin kelimelerle izahatı var mıdır?
Bu mudur kurumsallaşmadan anlaşılan?
Bu mudur Bursaspor’un vizyonu?
Haziran ayında genel kurul yapıldı. O tarih-ten itibaren yönetim kurulu toplantısına katılmayan üyenin olması mıdır birlik beraberlikten anlaşılan?
Yönetici kimliğiyle kendi özel işlerini halletmek için takımın uçağıyla sadece Sivas deplasmanlarına gitmesi midir Bursaspor’a hizmet etme anlayışı?
Bir devlet büyüğünün kulübe yaptığı ziyarette fotoğraf karesine girmek uğruna birbirlerini ezmek için yarışa geçilmesi midir Bursaspor’da yöneticilik yapmak?
Kulüple ilgili belgeleri/özel yazışmaları  ‘aman benden almadın’ mantığıyla dışarıya sızdırmak mıdır?
Olmamış bir olayı kulübün en tepesindekine olmuş gibi gösterip gammazlamak mıdır Bursaspor yöneticiliği?
Yoksa…
Transferde hayati hata yapmak ya da oyuncusunun değerini aşağıya çekmek için düşmanından daha fazla kulübe zarar vermek midir?
Bakın Ozan ve Tagoe’nin durumuna…
Ya da bu ikilinin haricinde kapı dışı edilen nicelerine…
Bursa’yı ya da Bursaspor’da mesai harcamış kişileri hiçe saymak mıdır Bursaspor’da görev almak?
Ucuz politikalar yüzünden düşeş atmak varken transferde hep yek atmak     mıdır?
Taraftarıyla, kent yönetimiyle, rakipleriyle kısacası çevresindeki herkesle küs olmak mıdır Bursaspor’da mesai harcamak?
Şampiyonluktan sonra tek övünülen konunun CAS’ta dava kazanan ilk Türk takımı olunması mıdır?
Sorunlar neden mahkeme aşamasına gelmeden çözülmez?
Bütün problemler Bursaspor’u mu bulur?
Özlüce’de bu sorunları çeken bir paratoner mi var?
Hiç düşündünüz mü?
Biz düşündük, bizim gibi tribüne gelmeyenler de düşünüyor. Biz sorduk öğrendik.
Peki ya siz?
Öğrenmeye niyetli misiniz?
Bu akşam 1461 Trabzon’la kupa maçı var. Ve kentteki tek korku ne biliyor musunuz?
Rakip seyirci Bursasporlular’dan fazla olur mu?
İşte 16 Mayıs 2010’da şampiyon olmuş, kurumsallaşmış, 50. yılını kutlamaya hazırlanan Bursaspor’un son hali bu…