Bursa Hakimiyet

Büyük takım olmak

Kazanılması gereken bir maçtı ve kazanıldı. Hikmet Karaman’ın dediği doğruysa ki ona inanmak zorundayız, tek kelimeyle strateji kazandı.
İlk 45 dakika boyunca Bursasporlu futbolcular sahada neredeyse yoktu. Edu’nun olmadığı mücadelede fokuslandığımız Musa o kadar kötüydü ki tribünde Bursaspor’u yakından takip eden herkes, (yöneticiler de dahil) takımın sahada 10 kişi oynadığını sandı.
Batalla’nın top alamadığı, Bursaspor’daki en etkisiz futbolunu sergilediği maçta kanatlar yine çalışmayınca üretkenlikten uzak Bursaspor, oyunda bir türlü varlığını hissettiremedi.
Rakip lige havlu atmak için artık parmak hesabı yapan Mersin olmasa Bursaspor’un sıcak hava altında işi daha zor olabilirdi.
İkinci yarıda sihirli değnek bir şekilde Bursaspor’da herkesin üzerine değdi. Buna kenar yönetimi de dahil. Hikmet Karaman orkestra şefi gibi oyuncularını yönlendirmeye çalışırken, gol rakip defansın hatasıyla geldi. Sestak’ın Boum’a yaptığı pres sonrası kazanılan topa son dokunan Pinto 500. galibiyetin perdesini araladı.
“Büyük takımların bazen kötü oynamaya hakkı var. Büyük takımlar böyle maçları kazanarak büyüklüklerini kanıtlar.” Bu sözler Tuncay Şanlı’ya ait. Bursaspor eğer kazandıysa bugün işte Tuncay’ın söylediği gibi büyüklüğü sayesinde kazandı.
Büyük olmak kolay değil.
Buna inanmak da.
Ligin boyu kısaldı. Bundan sonra zafere giden her yol mubahsa, kazananı da alkışlamaktan başka yapacak bir şey yok.