Bursa Hakimiyet

Çakmayla, nöbetçiyle, yamayla olmuyor

Koca bir kent şampiyonluk yılından sonra uyanmış,
Özlüce'de takımı kritik randevuya motive etmek için toplanmış,
İnönü'ye gidemeyen taraftar, futbolcuları karşılamak için Yalova'da beklemeye başlamış.
İlk maçta son saniyelerde avucunun içindeki üç puanını Bursa'da adeta çalıp giden rakibin ise futbol diliyle tam bir 'helva'…
Anlayacağın,
Kazanmamak için hiçbir neden yok.
Moral, motivasyon, hava, her şey lehine…
Kazanmamak için sadece kendi bacağına kurşunu sıkman gerek,
Sen de onu yapıyorsun.
Önce Süper Lig'e alışma devresindeki Hakan Aslantaş çıkıyor sahneye.
Yenilen iki golü rakibine altın tepside sunuyor.
Bundan önce de üç farklı öne geçme şansını bilindik isimlerle yakalayamıyorsun.
Mücadele ediyorsun ama sonuca gidemiyorsun.
Bangura, altı pastaki topun bacak arasından geçmesini izliyor.
Pozisyon deniz kenarındaki kalede ya,
Sanırsın Boğaz'dan gemi geçiyor ona bakıyor.
İnsan da içinden 'keşke o gemiye 'binip de gitse' diyor.
Yani buradan ne anlam çıkıyor,
Hedef 'çakma' veya 'nöbetçi' golcü ya da 'yamalarla' yakalanmıyor.
Kazanmak için mücadelenin yanında, transferde nokta atışı da yapman gerekiyor.