Bursa Hakimiyet

Farklı kimlikli futbol

İlk yarıda duran, ikinci yarıda vurmaya çalışan bir takım. 40. dakikaya kadar el freni çekik, golü ve pozisyonu düşünmeyen, hatlar arası kopuk bir takım var sahada. Son haftalardaki etkili futbolun kıyısından geçmez sergilenen oyun. Bu dönemde rakibin de direkten dönen iki topu, sırat köprüsü gibi geliyor insana.
Hata nerede diye baktığımızda iki isim ön plana çıkıyor.
Öncelikle Vederson. Sol kulvar sayesinde Eskişehir'den Bursa'ya uzanacak 'hızlı tren' güzergahı gibi oldu.
Diğeri de Adem. Geldiği günden beri belki de en kötü performansını sergiledi. Kesici özelliğinden çok, takımı durduran en büyük etmendi. Yerine giren Musa da Adem'i aratmadı.
Bursaspor'un bu bölümde en büyük handikapı topun Batalla'yla buluşmamasıydı. İkinci yarıda kaptanın kendi filelerine gönderdiği şanssız golün izlerini, maestrosunun devreye girmesiyle silmeyi başardı Bursaspor. Batalla kontrolü ele alınca işin rengi değişti. Daha çok isteyen takım Bursaspor oldu. Pinto'nun beraberlik sayısı geldiğinde umutlar arttı. Ancak bundan sonra da Eskişehir'in oyunu kesme adına yaptığı 'Yugoslav' diye tabir edilen, ancak kırmızı kart sınırını zorlayan faulleri devreye girdi. Yanal'ın takımlarının klasik özelliğidir. Geriye koşamıyorsan rakibini de ileriye çıkarma. İşin Türkçesi, 'kontra yeme'. İlker Meral'in bu faullere tahammül etmesi ve sadece 'sarı' ile cezalandırması Eskişehir adına şanstı. Aldığı bir puanla Bursaspor rakibini geçemedi ama kendine yine ilk sekiz arasında yer buldu. Bundan sonraki görüntü kalan maçların final havasında geçeceği yönünde.
Eskişehir'deki anlam bulamayan iki olay yanan meşaleler ve bilet karmaşasıydı. Ortada biletlerle ilgili ciddi sayılabilecek bir sıkıntı var. Misafir takım biletlerini kim, ne zaman aldı? Bursasporlular'dan, Eskişehir'e girerken adeta muhtardan ikametgah, hastaneden sağlık raporu, savcılıktan sabıka kaydı istenirken, onlarca meşale o kadar önleme rağmen Eskişehir tribünlerine nasıl girdi?