Bursa Hakimiyet

Her yerde aynı tablo

Elazığspor maçından sonra da yazdık. Rakip kim olursa olsun fark etmiyor. Bursaspor maçı kazanıyor ama adama da ecel terleri döktürüyor. Tablo Adana’da da değişmedi.
Oyunun kontrolü ağırlıklı olarak Adana Demirspor’daydı. Daum’u kadro seçimi nedeniyle kutlamak gerek. Gençleri bu karşılaşmada riske etmek olmazdı. Ne de olsa kötü örnekler mevcuttu. Galatasaray ve Antalya ecel terleri dökmüş, Gaziantep, Trabzonspor ve Fenerbahçe Kupa’ya veda etmişti. Güçlü rakiplerin kaybetmesine karşın Bursaspor’un gücünü sahaya yansıtamaması düşündürücü. Ya da Bursaspor’un gücü bu kadar. O da ayrı bir tartışma konusu.
Sürekli geriye yaslanıp oynamak Bursaspor kalibresindeki bir takıma yakışmıyor. Hele hele rakip bir alt ligdense… Kontrolün hep karşı tarafta olması kabul edilmez. Bunu eğer Daum oyuncularına söylüyorsa sıkıntı var. Soruna çözüm bulamıyorsa o da ayrı bir sıkıntı.
Bursaspor kazandı. Yoluna devam diyor. Beşinci turda da elemeli bir maç oynayacak. Daum orada da gençleri sahaya sürmeyecektir. Lig’de umut yoksa Türkiye Kupası’na yoğunlaşmakta fayda var.
Bir de konu dışı bir noktaya değinelim. Basın tribününde yer alan TSYD’nin akreditasyon kartına sahip, ASGD’li olduğu belirtilen Adanalı bir kişi eğer gerçekten gazeteciyse, meslek örgütlerinin bu kendini bilmezi içinden temizlemesi gerekir. Hem de bir an önce. 90 dakika boyunca Christoph Daum’a, Bursa’ya ve Bursaspor’a küfreden bu şahısla ilgili ne söylesek az. Tribünde küfür olmasın diye yazıyoruz ama maalesef içimizden biri çıkıyor basın tribününde herkese düz gidiyor. Yazık…