Bursa Hakimiyet

İş bilenin kılıç kuşananın

Bursaspor son yıllarda Beşiktaş karşısında hiç bu kadar aciz duruma düşmedi. Maç 3-0 kaybedildi. Bunun belirleyici faktörü de kadro kalitesiydi. Beşiktaş orta sahayı sağlam tuttu. Uzun ters toplarla Bursasporlu futbolcuları ekarte etti, kendini fazla zorlamadan galibiyete uzandı. Bursasporlu futbolcular da bitiş düdüğüne kadar rakiplerini sadece izlemekle yetindi. Sadece futbolcular değil, Christoph Daum da oyuna hiçbir müdahalede bulunmadı. Slaven Bilic, agresif bir yönetim anlayışıyla hem rakibi hem de kendi oyuncularını etki altına aldı.
İki takım arasındaki kadro kalitesi maçın skorunu belirledi dedik ya, Bursaspor’da mevcut kadroyu yapmak için adeta bir ordu kadar kişi kafa patlattı. Yönetimdeki icra kurulu ile birlikte Genel Direktör Ayhan Barışıcı ve Sportif Koordinatör Barış Güçlü, bu kadroyu oluşturdu. Sonradan dahil edilen Scout Direktörünü saymıyorum.
Beşiktaş’ta bu kadar kişinin yaptığı işi tek bir kişi üstlendi. O da Önder Özen’den başkası değildi. Slaven Bilic’e “Al arkadaş, ben bu takımı kurdum. Sen nasıl oynatırsan oynat” dedi. Demek neymiş, çok fazla danışmanla, direktörle, profesyonelle bu iş olmuyormuş. “Futbol Genel Direktörü” diye kulübe getirdiğin sadece tek bir adam böyle kadro kurabiliyormuş. İş bilenin, kılıç kuşananın misali…
Gecenin en güzel olayı maç öncesinde yaşananlardı. Bursaspor taraftarı 10 numaralık performans gösterdi. Herkes Batalla gibiydi. Emeği geçenlerin eline, koluna, yüreğine sağlık…
Ve son olarak üçüncü golden sonra gelen ‘Yönetim istifa’ seslerine… Sezonun beşinci haftasında tribünden ‘Yönetim istifa’ diye ikinci kez, hem de hep bir ağızdan protesto sesi yükseliyorsa taraftarın bir bildiği var demektir.