Bursa Hakimiyet

İşte Şenol Güneş'in izleri

Şenol Güneş prensiplerini ortaya koydu, birlikte çalışacağı medya mensuplarıyla kuralları masaya yatırdı…Deneyimli teknik adamın kendine ve takıma güveni tam… Avrupa’da gruplara kalmayı kafasına koymuş…Ancak aklına takılan bazı soru işaretleri var… Bu dakikadan sonra iş yönetime ve futbolculara düşüyor…Bursaspor’un Kartepe kampı devam ediyor…
Bu satırlar okunurken takım üçüncü gününü yaşı yor…
Klasik değimle ‘Faydasız geçen kamp yoktur’ söylemi şu an için bu kamp için de geçerli.
Yeni bir teknik adam ve hemen hemen aynı sayılabilecek oyuncu kadrosuyla yeni sezon için takımdaki son rötuşlar yapılıyor.
Burada öne çıkan kişi kuşkusuz teknik direktör Şenol Güneş…
Güneş, dün beraberinde profesyonellerle birlikte medya mensuplarıyla bir araya geldi…
Bu yazının ana konusunu da bir saati aşkın süren görüşmede Güneş’in bizde bıraktığı izler oluşturacak…
Şenol Güneş eğitimci kişiliğini her fırsatta gösteriyor…
Sorulan her soruyu önce yazıyor, sonra da açık yüreklilikle cevaplandırıyor…
Hızlı konuşması ve Karadeniz şivesi onu daha bir samimi hale büründürüyor…
Kelimeleri özenle seçiyor. Belli ki hata yapmak istemiyor. Gelmeden önce Bursa ve Bursaspor’la ilgili gerekli bilgileri topladığı her halinden belli…
Ama o bununla yetinmiyor, birlikte çalışacağı kişileri daha da yakından tanımak istiyor.
Çalışma prensiplerini söylüyor, antrenman sahasında uyulması gereken kurallara değiniyor, “Biz sahada çalışırken yönetici saha kenarında röportaj yapamaz” sözleriyle katı kurallarını sergiliyor…
Bazı işlerin sorumluluklarını profesyonellere devretmiş, ancak ‘yetki bende’ diyor…
Takıma gelince…
Taiwo ve Frey’i kesinlikle düşünmüyor… Civelli’nin bu ikiliye göre biraz daha katılımcı olduğunu vurguluyor…
Açık açık dillendirmiyor ama yönetimden bu konunun bir an önce çözülmesini istiyor…
Verdiği örnek önemli…
“Benim ikinci kalecim yabancı olursa ciddi anlamda kontenjan sıkıntısı çekerim” diyor…
Avrupa kupasında gruplara kalmayı kafasına koymuş…
“Ne olursa olsun gruplara kalacağız” diyor ve ekliyor… “Bu kadroya güveniyorum. Güvenmezsem burada ne işim var”…
Enes’ten beklentisi yüksek, “Daha çok çalışması lazım” diyor…
Batuhan konusunda kafası karışık… Eksiklerine değiniyor… Ama umudunu kesmediğinin de altını çiziyor…Türk futbolunda özellikle altyapıda sürekli yaşanan sistem değişikliğinin açtığı yaralara değiniyor…
Avrupa'da yıllardır teknik adamlar için uygulanan Pro-Lisans sisteminin ülkeye son yıllarda giriş yapmasına değinerek, "Ülkede birçok değişim yaşanıyor. Biz de bunun sancısını çekiyoruz. Fakat sonu güzel olacak" demeyi de ihmal etmiyor…
Yardımcılarından Mehmet Kulaksızoğlu'na teknik katkısının yanı sıra altyapıyla ilgili görevler vermeyi düşündüğünden bahsediyor…
Güneş'in söylemleri daha çok sayfa alacağından bu kadarla sınırlı tutmak en iyisi…
İşin özü şu…
2000'li yılların başında Dünya Kupası ve Konfederasyon Kupası üçüncülüğü apoletini takmış bir teknik adam nasıl bir camiaya geldiğini öğrenmeye çalışıyor ve bu anlamda bilgi toplamaya özen gösteriyor…
Bursaspor'un gücünü, şike sürecinde sergilediği 'duruşla' bildiğini kullandığı cümlelerle gözler önüne seriyor…
Hata yapmamak adına attığı bu adımlar önemli…
Bundan sonra iş onun takıma vereceklerine, futbolcuların ondan alacakları taktik bilgiye ve saha sonuçlarına kalıyor…