Bursa Hakimiyet

İşte Türk futbolunun hali...

A Milli Takım’ın son maçlarda aldığı sonuçlar ortada…
Kimse durumdan hoşnut değil, hoşnut olması da beklenmez zaten…
Spor yazarı, teknik adamı, futbolcusu, kahvehanede oturan vatandaşı herkes tuttuğu takımdan çok şimdilerde, “Ne olacak şu milli takımın hali” demeye başladı… Her kafadan bir ses, herkesten bir yorum…
Yorumlardan ilginci işin üstadından gelmiş…
Bursaspor eski teknik direktörü Hikmet Karaman’dan…
Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan röportajında kendine has üslubuyla “Su mu bulanık, balık mı hasta? Devamlı balığı değiştiren bir ülkeyiz. Bulanık su niye temizlenmiyor? Bulanık suyu temizleyelim. Nerede hastalığımız var, neleri düzeltmemiz gerekiyor, o zaman balık sağlıklı bir yapıya kavuşur. Türk futbolunda devrimden bahsediyoruz; devrim hep birlikte yapılır” demiş…
Doğru da söylemiş…
Parçaya odaklanmaktan bütünü göremediğimiz bir gerçek…
Bu röportajı okuduktan sonra Hikmet Karaman’ı aradım…
Uzun uzun futbolumuzun kurtuluş reçetesini anlattı…
Anlatırken sorum üzerine, şu günlerde neler yaptığından bahsetti…
Hikmet Karaman, Bursaspor’u çalıştırdığı dönemde Kasımpaşa yenilgisi sonrası Avrupa ümitleri yerle bir olmuşken, ‘Bu takım Avrupa’ya gidecek’ demişti…
Dediğini yaptı… Bitime bir hafta kala Avrupa’ya gitmeyi garantiledi, son Gençlerbirliği maçına genç oyuncularla çıktı. 14 lig maçında 8 galibiyet 3 beraberlik elde etti… 1.93 puan ortalaması tutturdu…
Bazılarının egosu yüzünden gönderildi… Takımda kalsa belki de Bursaspor başta Batalla olmak üzere geçen yılki birçok sendromu yaşamayacaktı.  
Bursaspor’dan sonra ‘kesin düştü’ denilen Kayseri Erciyesspor’u ligde bıraktı. 19 lig maçında 7 galibiyet 4 beraberlik aldı. 
Hikmet Karaman şimdi çalışmıyor…
Çalışmıyor derken, aslında eskisinden daha fazla çalışıyor…
Futbolun gelişimiyle ilgili, teknik, taktik, uluslararası birçok yurtdışı seminere katılıyor. 
Kriz yönetimi ve liderlikle ilgili Türkiye’deki söz sahibi birçok firmanın üst düzey personeline eğitim veriyor…
Maçları yakından takip ediyor, hem de yerinde… Hemen her hafta yurtdışında bir maçı izlemeye gidiyor…
Sosyal medyadan ve kendi adını taşıyan internet sitesinden futboldaki tüm gelişmeleri takipçilerine aktarıyor…
Okuyor, yazıyor, çiziyor… Önemli karakterlerin biyografilerini satır satır inceliyor…
Geçtiğimiz günlerde bir hastanede tedavi gören lösemi hastalarına moral verme amacıyla tüm gününü onlarla geçirdiğini biliyoruz…  Bu konuyu sorduğumda, “O hastaların yaşama azmini gördüğümde müthiş etkilendim” demekten kendini alamıyor… 
Bu hafta sonu ise 12 yaş grubundaki futbolculara antrenman yaptıracağını söylüyor…
Bunu söylerken de yaşadığı heyecanı hissetmek gerek….
Bahsettiğim kişi Türkiye’nin önde gelen, ama şu an Süper Lig’de görev almayan bir teknik direktörü…
Kulüp başkanlarının teknik adamlığa soyunduğu, maçların devre arasında oyuncu değiştirmek için soyunma odasına girdiği bir ortamda, teknik direktörlerin iş bulamamasından daha doğal ne olabilir ki…
İşte Türk futbolunun gerçek fotoğrafı… 
Başka söze gerek var mı?