Bursa Hakimiyet

Kaybolup gitmeye mahkumsun…

Empati yapıp kendini futbolcuların yerine bir koysana…  Saha içinden kenara bakıyorsun bir de ne göresin, kulüp başkanın gazetecilere saldırıyor, etrafına küfürler savuruyor, teknik direktörün başkanını tutmaya çalışıyor, malzemecisinden, masörüne kadar herkes başkanını yaka paça uzaklaştırıyor…
Canlandırdın mı zihninde, düştüğün durumu…
İtibarın yerle bir…
Bu dakikadan sonra futbolcularına nasıl söz geçireceksin ki… 
En acısı ne biliyor musun, seninle ilgili kulüp personelinin ve futbolcuların söyledikleri… 
Bir de benden dinle ne diyorlar…
“Bakmayın onun kusuruna, zaman zaman böyle gelip gidiyor, siz ilk kez karşılaşıyorsunuz ama biz alıştık artık…”
Her seferinde aynı terane…
“Şeker hastalığım var ondan parlıyorum…”
Bu işin şekerle alakası yok…
Çünkü şeker hastalığı tedavi edilebilir,
Ama seninkinin tedavisi yok…
Koyduğun yasağa gelince…
Senden öncekiler de koydu…
Bak şimdi neredeler…
Yasakçı zihniyetin sonudur bu…
Kaybolup gitmeye mahkumdurlar…
Bunu hiç aklından çıkarma…
Neyse futbola dönelim…
Bursaspor Mönchengladbach karşısında ilk iki maçtan daha etkin oynadı. 
Takım hücumda çoğaldı, kanatlar daha iyi çalıştı…
Bakambu harikalar yarattı, Volkan yine takımını sırtladı…
Ama en önemlisi Ertuğrul Sağlam’ın ilk 11’i şekillendi…
Bu kadroya takviye yapılmaz, giden de olmazsa 8 Ağustos’taki Süper Kupa finalinin 11’i dünkü maçın ilk 11’i olur…