Bursa Hakimiyet

Online-offline

Hafta içinde Kulüpler Birliği Vakfı toplandı. Tavsiye niteliğindeki çıkan ortak karar 'Önümüzdeki yılın planlamasında 'play-off', yani güncel ismiyle 'Süper final' uygulamasına son verilmeli' yönünde… Yöneticiler bunu masa başında gelecek için tartışırken, dün maç gösterdi ki sahada da futbolcular adeta 'bitse de gitsek' havasında. Yani işin özü, TFF'nin şikenin önüne geçmek için uyguladığı sistem ilk yılında nakavt.
Bursaspor hep aynısını yapıyor. Kendisine hedef olarak belirlediği kulvarda doludizgin koşuyor, angarya gördüğündeyse rakibine teslim oluyor. Sivas'ın kopyası Eskişehir'de yaşandı. Türkiye Kupası'nda coşan takımdan eser yoktu. Hem mücadele hem de kadro bakımından. Sağlam yine revizyon yaparak başladı. Dört gün önceki kadronun tamamına yakını ya kulübede ya ülkesinde ya da tesisteydi. Olanlar da sahada yoktu zaten.
Özellikle değinilmesi gerekenler, Musa, Okan, Ozan ve Bangura'ydı. Bu dört isim içinden de Musa'ya ayrı parantez açmak lazım. Genç yaşında ateş gibi oynaması gerekirken, o sahada emekliliği gelen memur gibi duruyor. Böyle giderse erken emeklilikten faydalanacak. Bangura'yı gördükten sonraysa insan kendine "Pinto'dan önce Pinto'dan sonra" demekten alamıyor.
Eskişehir'de maçın önüne geçen Ozan İpek'in 'sosyal paylaşım vukuatı' affedilir bir durum değil. İşin gerçeğini herkes biliyor. Ozan sosyal paylaşımdaki online halini keşke saha içinde offline'a çevirmeseydi.
Sağlam'ın Eskişehir karşısında ne oyun planı ne de kadrosu tuttu. Uzun bir aradan sonra kötü oyuna taraftar da müdahale etmek zorunda kaldı. Sestak-Batalla hamlesinden önce tribünden de aynı yönde sesler yükselmesi dikkat çekiciydi.
Sonuçta Bursaspor bünyesine bir türlü kabul etmediği Süper Final'de 3. maçında 2. yenilgisini aldı. Avrupa'ya Türkiye Kupası'ndan gidilecekse yapacak bir şey yok.
Peki ya kupa olmasaydı?