Bursa Hakimiyet

Play-off hayalinden korkulu rüyaya

Film aynı, yönetmen aynı, senaryo aynı, oyuncular aynı…
Önce rakibin savunmaya geçmesini bekle, en az 7-8 yan top, bir de geri pas yap. Bu sırada elindeki tek kreatif oyuncun da kilitlensin.
Maçın başlamasıyla bu tablo çıktı ortaya. Fuat Çapa, dörtlü savunma blokuna ek olarak Özgür İleri'ye de Batalla'yı marke etme görevi verdi.
Bursaspor da klasik oyun anlayışını hiç bozmadı. Bu bölümde rakibin en iyisi Hurşut, tehlike sınırlarını zorladı. Kale çizgisine kadar inmesi ilk 40 dakikanın en göze çarpan hareketiydi.
Ancak Pinto'nun önündeki savunmanın zıplamasına bile fırsat vermeden vurduğu kafa ile gelen gol, sonrasında da N'Diaye'nin direkler arası örümcek ağlarını temizlemesi, oyunun gidişatını tamamen değiştirdi. İki golün asistinin de Sestak'tan gelmesi dikkat çekti.
Ama bu kimseyi yanıltmasın. Sestak ne olursa olsun sağ kanadın adamı değil. Aklı hep en uçta. Uçta ama kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyonda topuk pası vermesi belki de Ankara'da uçup giden iki puanın baş sorumlusu olarak onu ön plana çıkardı. O hareketi sokak futbolunda yapsan kavga çıkar.
90 dakika boyunca Hurşut karşısında çaresiz, biçare, zayıf görüntü çizen Vederson, neredeyse futbolu bırakma noktasına geldi. Yenilen ilk gol de zaten "geliyorum" dedi. Gençlerbirliği, Batalla'nın da oyundan çıkmasıyla tamamen elinde olan sazı çalmaya başladı ve kaleyi ablukaya aldı.
Bursaspor bu sırada ne mi yaptı?
Maç uzatmaya gitmiş rakip yüklenmiş, elinde zaman kazanmak için oyuncu değiştirme hakkın var ve sen bunu kullanmıyorsun.
Kullansan ne olacak?
Oyuna giren Musa'nın ayağına top mu değdi?
İşte Bursaspor bu yüzden kaybediyor.
Kritik dakikalarda doğru hamleler yapamıyor.
Sonuçta da son dakika sendromlarına bir yenisi daha ekleniyor. 
Puanlar gidiyor, fark açılıyor, play-off hayali kurarken, korkulu rüya görmeye başlanıyor.