Bursa Hakimiyet

Üçüncülük geliyorum diyor

Kasımpaşa Ordu’yu geçmiş, Beşiktaş Aksihar karşısında bozguna uğramış…
Al sana Antalya maçı öncesi takımı motive edecek iki gelişme…
Geçen haftaki gibi sıcak havanın aksine bu kez yağmur var…
Ortam futbol oynamak için müsait…
Bir de Tuncay’ın dediği gibi kötü oynama kredisi de kullanılmış.
Peki ilk yarıda kullanılan kredi neyin nesi?
15 dakikada 5 korner, sonuç sıfır. Kanatlar çalışmıyor. Karaman, Şener’e öyle bir bağırıyor ki sesi Toroslar’dan yankılanıyor.
Bursaspor’un gole yakın tek pozisyonu Tuncay’ın sağ çaprazdan kaleyi tutan şutu.
Uğur İnceman Batalla’ya prangayı vurmuş, Pinto rakibe efelenmekle meşgul.
Hızlı hücumla atağa çıkacağı herkesin malumu Antalyaspor az ama öz geldiği Bursaspor kalesinde iki kez gole yaklaşıyor. Isaac ve Tita’ya direk izin vermiyor.
İkinci yarıda da durum pek farklı değil.
Bu maçta da yokları oynayan Ferhat’a Karaman 70 dakika dayanabiliyor. Hazır Antalya’ya gidilmişken dönüşte yönetim Ozan İpek’i de uçağa alsa diye geçiriyor insan içinden.
İşler bu dakikaya kadar Bursaspor için hiç de iyi gitmiyor ama Antalyaspor da rakibini yıkacak güce sahip değil.
İşte o an Bursaspor’un kadrosundaki iki kreatif ismi sahneye çıkıyor. Presten bunalan Batalla’ya Belluschi öyle bir pas atıyor ki, klasik deyimle ‘altın’ değerindeki gol geliyor.
Skor üstünlüğü yakalanmışken Carson’un yaptığı iki kritik kurtarışı da ‘es’ geçmemekte fayda var.
Bu skor belki de sezon sonu ilan edilecek üçüncülüğün öncü sinyali. Zorluk derecesi yüksek iki deplasmandan çıkarılan toplam altı puan Beşiktaş maçıyla ayağa kalkan camiaya ilerisi için umut aşıladı. Üçüncülük geliyorum diyor. Emeği geçenlere teşekkür.
Bu arada geçen yazımda Bursaspor’daki vefasızlığa dikkat çekmiştim.
Hatta yazımın sonunda “Bilmem anlatabildim mi?” demiştim.
Ama öyle sorular geldi ki Bursaspor Kulübü’nden üstü kapalı yazmakla kimse yaşanan sıkıntıyı anlatamamışım.
Sorun benim ya da bir başka basın mensubunun kulübe girişiyle ilgili değil.
Sorun başta Bursaspor’un sembol isimlerinden efsaneleşmiş Beyhan Çalışkan, Sedat Özbağ (Sedat 2) gibi ağabeylerimizin Özlüce’nin kapısından ziyaretçi kartıyla girmesi.
Umarım bunu anlamışsınızdır.
Yoksa daha da açıklayıcı olmam mı gerekir?