Bursa Hakimiyet

Denge siyasetinden şaşmamalı

15 Temmuz hain darbe teşebbüsünün ardından “Türkiye’de artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” demiştik. Bu sözümüz sadece içeride yaşanacak olan değişim ve dönüşümler için değil Türkiye’nin dış siyaseti için de geçerlidir.
Medeniyetler mezarlığı olan Anadolu’da bin yıldır kesintisiz hüküm süren Türk milletinin hâkimiyetinin devamındaki en önemli silah bölgede istikrarı sağlamak ve komşularla karşılıklı çıkar ilişkisine sahip bir dış siyaset yürütmektir.
Türkiye bunu yapmadığı takdirde şu anda yaşandığı gibi terör örgütlerinin ve onları kullanan büyük devletlerin bölgeyi istikrarsızlaştırma girişimleri daima bu bölgeyi kaosa sürükleyecek, bu kargaşa da ülkemize yansıyacaktır.
Bağımsızlığını ilan eden yeni Türk devletinin yaptığı ilk iş komşularla paktlar imzalamak olmuştur. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün tüm bu girişimleri neticesinde yeni Türkiye, komşularıyla sorunlar yaşamak yerine yasalarını oturtmakla ve ekonomik kalkınma ile eski gücüne kavuşmak için adımlar atmıştır.
Bir süredir bütün komşularımızla, Avrupa ile, Rusya ile, ABD ile ilişkilerimizin gerilmiş olması Türk milletini tedirgin etmiş, millet geleceğinden kaygı duyar hale gelmiştir.
Bir ateş çemberinin ortasında kalan Türkiye, güvenlik merkezli politikalar izlemek zorundadır. Ekonomik kalkınma ve yatırımlar için emek sarf edilirken gelebilecek dış tehditleri öngöremeyen, yok sayan, önemsemeyen hükümet geldiğimiz bu noktada sorumluluk sahibidir.
Bu çerçeveden bakıldığında Türkiye denge siyaseti izlemek, Türk milletinin menfaatleri gereği ABD ile de Rusya ile de karşılıklı menfaat ilişkisine dayalı dostluklar kurmak zorundadır. ABD ve Rusya’nın, Türkiye’nin müdahil olmadığı şekildeki Suriye ve Irak üzerindeki tasarruflarının Türk milletine ve devletine vereceği zararlar hesap edilmelidir.
Bununla birlikte Rus esaretinden kurtulan bağımsız Türk ülkelerinin halen Rusya’nın etki alanında olduğunu, Rusya’nın etrafında bulunduğunu dikkate aldığımızda Rusya ile ilişkilerimizi şekillendirirken bir değil birkaç defa düşünmemiz gerektiğini unutmayalım. Yürüteceğimiz dış siyasetin sadece Türkiye’nin değil Türk hinterlandının kaderi olduğunun bilincinde olmak gerekmektedir. Mazlum milletlerin umudu Türkiye’dir.