Bursa Hakimiyet

50. yıl kâbusu!

İki gün önceki yazımda ‘Bu karşılaşmanın kaderini Daum belirler’ diye yazmıştım…
Daha fazlasını da yapabiliyormuş!
Maçta Beşiktaş lehine Bilic’ten daha önemli hamleler yaptı…
Bu karşılaşmanın ardından ‘Daum istifa’ sesleri yükselmeye başladı…
2010-2011 sezonu başında tazminatını almak için her gün elinde çantasıyla Dereağzı Tesisleri’ne giden ve bunu normal sayan bir kişiden istifa beklemeyin…
Daum görevine son verilmediği sürece adımını dahi atmaz…
Peki görevine son verecek kişi kim?
Erkan Körüstan…
İşte bütün sıkıntı da burada başlıyor…
Sayın Körüstan belli ki uzun bir süre futbolla ilgilenmedi hatta izlemedi bile…
Çünkü izleseydi taraftar grubu Teksas’ın da güzel özetlediği gibi Ayhan Barışıcı’ya duayen, Tuncay Şanlı’ya ağabey, Batalla’ya hain, Kazım’a yıldız, taraftara besleme ve kan emici demezdi…
Hatta suçlamadan başka icraatını görmediğimiz Rıdvan Şen’i 2. Başkan, doğru düzgün tanınmış futbolcusu olmayan ve Bursaspor’a gelmek için menajerliğini donduran Barış Güçlü’yü, Sportif Koordinatör, işin program kısmını bilen Tarkan Batgün’ü Scouting Direktörü yapmazdı…
Başkan Erkan Körüstan’ın bildiği futbol çok gerilerde kaldı…
Daha en başında bu gidişin gidiş olmadığını söylemiş, yazmıştık…
Ancak her seferinde karşımızda anlamak istemeyen, direnen kişilerle karşı karşıya kaldık, hatta suçlamalar bile oldu…
Camiaya kulak tıkayarak nereye kadar gidebilirsiniz Sayın Körüstan?
Bu ruhsuz futbolu oynatan kişiyi görevde tutmak, ya B planı olmamak ya da iş bilmezlik anlamına gelir…
Ve ikisi de yönetim zafiyetidir…
Bu kulübün kazanmaya oynayan teknik direktöre, ayak oyunları yapmayan, işinde başarılı profesyonellere ve her şeyden önce kulübü yönetebilecek yetiye sahip bir başkana ihtiyacı var…
Artık suçlamaları bırakıp da ‘biz nerede yanlış yaptık acaba’ demenin zamanı gelmedi mi?
50. yılda yaşattığınız kabusa lütfen bir bakın!