Bursa Hakimiyet

Bırakın şirketlerin yakasını!

Baştan söylemekte fayda var: şu ana kadar hiçbir kimsenin sözcülüğünü yapmadığım gibi yine kendi düşüncelerimi kaleme alıyorum…
Önceki akşam Twitter’da bizim meslek alanımızda olan bir kişi şunu yazdı: “Binlerce fabrikanın olduğu Bursa şehrinde, Bursaspor’a destek amaçlı bir tane forma reklamı vermeyen patronların olması.. Endişe verici.”
Esas bu yorum ve bu bakış açısı endişe verici…
Yönetim olarak seçileceksin, ayağını yorganına göre uzatmayacaksın, yarışmacı olmak uğruna zaten borç batağında olan kulübün borçlarını artıracaksın, sonra da ‘şehir bize niye destek vermiyor’ diyeceksin…
Yıllarca verdi de ne oldu?
Kampanya bile başlatıldı, hatta televizyonlarda (ne acıdır ki) kulübe para toplandı…
Yine yönetemedin, yine borç batağına girdin…
Bunun adı artık destek değil enayi yerine konmaktır…
Ben koşulsuz şehrin kulübüne para desteği vereceğim, kulübün yöneticileri de o parayı har vurup harman savuracak ve yine borç içinde bir kulüp haline getirecek…
Bursaspor camiası şampiyon olan bir takıma sahip oldu, Türkiye’de ‘büyük’ denen sistemin içerisine bazı çevreler tarafından halen kabul görmese de girdi ancak hiçbir zaman büyük düşünemedi…
Her sıkıntıda şehrin önde gelen şirketlerinden medet ummak, babasından kalan şirketi batırıp, bankadaki parayı da yemekle eşdeğer…
Recep Bölükbaşı yönetimi mi yapar, ardından gelen yönetim mi gerçekleştirir ya da bu süreç uzun zaman mı sürer bilmem…
Ama bırakın artık şehir dinamiklerinin yakasını…
Adamakıllı bir sistem kurun ve paranız yoksa “İki sezon toparlanma sürecine gireceğiz. Kimse bizden yarışmacı bir takım beklemesin” demesini bilin…
Burnunuzun dibinde şampiyon olmuş, düşüşü görmüş, tekrar çıkışa geçmiş Borussia Dortmund örneği varken halen neyin kavgasındayız…
İki sezon yarışmacı olmayın, hiçbir ele bakmayın, sistem kurun…
Ve şu soruyu unutmayın: Siz şirketinizi böyle mi yönetiyorsunuz?