Bursa Hakimiyet

Bu kafayla nereye kadar?

Sezon başından bu yana Türkçe yazıyoruz anlatamıyoruz…
Bir kez de Almanca yazalım…
“Herr Daum, Sie haben kein Recht darauf, den Bursaspor so charakterlosen Fußball spielen zu lassen.” (Sayın Daum, Bursaspor takımına böylesi karaktersiz futbol oynatmaya hakkınız yok)
Açık ve net söylemek gerekirse 2008-2009 sezonunda savunma futbolu oynatan Güvenç Kurtar bile bunu yapmamıştı…
Hem de kadrosu şu anki ekibe göre çok daha zayıf olmasına karşın…
Elazığspor maçında oynanan futbola bakıyoruz, ne karakteri var, ne izlenecek hali…
Kazanılan sadece 3 puan, o da rakibin 2 hatasından dolayı…
Elazığ daha fazla pozisyona girdi, daha baskılı oynadı, direkten topları döndü ve adeta galibiyeti kaçırdı…
Galibiyeti kaçıran takıma bakıyoruz, son sırada, 12 maçta 30 gol yemiş ve 12 gol atmış…
Yani geçen yılki Yılmaz Vural’ın o hücum oynayan, ısıran Elazığ’ından eser yok…
Şu zamana kadar oynanan kişiliksiz futbola hep ‘kadro kalitesi sınırlı’ kılıfı uyduranlara sorum…
Elazığspor’dan da mı sınırlı kadro kalitesi?
Christoph Daum Batalla’nın yerini alabilecek futbolcuları sayarken zaten futbol mantalitesini de gözler önüne seriyor…
Belluschi bir derece ancak Musa Çağıran’ı Batalla’nın alternatifi olarak görmek Arjantinli’nin de Musa’nın da oyun tarzlarına hakarettir…
Daum’un altyapıdan yetişen Emre Pehlivan’ı yok saymaya devam etmesi ise ayrı bir yazı konusu olur…
Her bölgenin, her şehrin ya da her takımın bir karakteri bulunur…
Bursa’nın ve Bursaspor’un karakterinde de en zayıf rakibinden bile çekinmek savunmaya çekilmek değil, en güçlü rakibine karşı dahi kafa tutmak vardır…
Sayın Daum’un Bursa ile ilgili bilmesi gereken ilk konu bence bu!