Bursa Hakimiyet

Bunun adı kadrolaşma, kurumsallaşma değil

Yeni seçilen yönetim, yeni umutlar, transfer beklentisi ve 50. yıl coşkusu…
Erkan Körüstan başkanlığındaki yönetimin kurumsallaşma adına önemli hamleler atacağını düşünüyorduk…
Ancak ilk 13 günde kurumsallaşma ile kadrolaşma arasındaki farkın yönetim tarafından ayrılamadığını gördük…
Şimdi bu yaklaşık yarım aylık dönemde olanlara bir bakalım…
Genel direktörlüğe Ayhan Barışıcı geldi…
Ardından da birçok eleştiri tabii ki…
Google’a genel direktörlük tanımını sorduk karşımıza Beşiktaş’tan Önder Özen çıktı…
Vardır yönetimin bir bildiği dedik sabırla beklemeye başladık…
Ancak Barışıcı’nın gelmesiyle de art arda çalışanlar gönderilmeye başlandı…
İlk önce genel müdür yardımcısı olan ancak Yeşil Beyazlı kulüpteki görevi boyunca, bulunmayan müdüre yardımcılık yapamayan İsmail Özdemir gitti. Bu zaten beklenen bir hamleydi…
Sonrasında ilk önce teknik menajer Süha Sidal ardından da antrenör Ersel Uzgur gönderildi…
Niye görevlerine son verildikleriyle ilgili bir açıklama dahi yapılmadı…
Kombinelerdeki fiyat politikası belki de taraftarın en beğendiği hamleydi…
Ardından Yasin Pehlivan ile Şamil Çinaz’ın transfer edilmesi saha anlamında ilk hamleydi…
Gerçi Yasin’in durumunun pek iç açıcı olmaması ve sözleşmesini tek taraflı feshetmesi kafalarda soru işareti bıraktı…
Camia transfer beklerken, Bursaspor’un en yararlı iki futbolcusu Belluschi ile Batalla’nın tercümanı Volkan Çay gönderildi. Diğer tercüman Özgür Naç ile birlikte…
Sebep olarak da ‘10 günlük performanstan memnun olmadık’ denildi Volkan Çay’a…
Halbuki Belluschi ile Batalla takıma katılalı 1 gün olmuştu…
Volkan Çay’ın eğer Türk oyunculara yabancı dil öğretme gibi bir zorunluluğu yoksa altı boş bir sebepti…
Hem de iki Arjantinli’nin ailesinin bir parçası olmuşken…
Zaten bu sebep de kulüpten açıklanmadı, yetkililer yine sessiz kaldı…
Bir sonraki hamle de ilginçti… “Ben futbolu biliyorum” diyen adamın bile tanımakta zorlandığı futbolcuların menajeri Barış Güçlü, Bursaspor’un Sportif Koordinatörü oldu…
Hem de Bursa’da yetişen ve futbol aşığı birçok insan varken…
Bir menajer işinde başarılıysa bir kulüple anlaşmaz. Batur Altıparmak, Engin Kırkpınar, Ahmet Bulut gibi isimleri bir kulübe bağlamanız mümkün mü?
Eğer başarılı değilse kulüp, menajeri niye bünyesine katar?
O zaman futbolcu portföyü bilinen Süha Sidal’ın görevine niye son verilir?
Eğer Sidal’a bazı konularda güvenmiyorsanız, futbolun başına getirdiğiniz kişi denetiminde çok net bir şekilde işini yapabilirdi…
Tabii futbolun başındaki kişi Sidal’ı istiyorsa…
Ozan İpek hamlesini de es geçmemek gerekiyor. Bir futbolcunun gönderilmesi ile kalması arasındaki düşünce ayrılığı 24 saatte değişti…
Körüstan ile yola çıkan bir ağabeyimize yapılan ayıpları yazmak bile istemiyorum…
Sonuç olarak yönetim 13 günlük süreçte ‘yaptım oldu’ mantığıyla hareket etti…
Ne gönderilenler ile ilgili bir açıklama yapıldı, ne de göreve gelenlerin kulübe yapacağı katkı konuşuldu…
Yönetim bu dönemde enerjisini transferden çok kişileri göndermeye harcadı…
Gelenden çok giden oldu, sebebini de kimse daha öğrenemedi…
Genel Kurul’dan önce o çok dillendirilen kurumsallaşma gerçekleşmedi, yerini kadrolaşmaya bıraktı…
Yoksa Bursaspor’daki yetkililer, gönderilenler ile ilgili en azından bir bilgi, bir sebep sunardı camiaya değil mi?