Bursa Hakimiyet

Doku Sağlam tuttu

Böyle bir Bursaspor'u izlemenin keyfine diyecek yok…
Sivasspor maçından daha kontrollü başlayan ancak futbolun gereğini yerine getiren bir oyun vardı sahada…
Herkes görevini yerine getirdi, bazı futbolcular görevden öte, sahada bizlere Dream Theater konseri izlettirir gibiydi…
Bazen caz, bazen rock, bazen klasik müzik, bazen de funk seçkileri vardı sahada…
Futbolcuları, tribünleri dolduran taraftarı ayrı ayrı kutlamak gerekiyor…
Ancak kutlamanın büyüğü tabii ki Ertuğrul Sağlam'a…
Öğrenmenin yaşı ve zamanı yok…
Sağlam geçmişteki kariyerinde pek de başarılı olamadığı 'takımı tek maçlara hazırlama' olgusunu Sivasspor ve Eskişehirspor karşılaşmasında eksiksiz bir şekilde sergiledi…
Ve her şeyden önemlisi, şampiyon olup, bir kulübü ilk kez Devler Ligi'ne götürüp, iki sene art arda yine ilk kez Avrupa kupalarına taşıdıktan sonra yaptı…
Çünkü zor iştir zirveye çıktıktan sonra öğrenmeye devam etmek, gelişmeye açık olmak…
Ve her şeyden önce Alex Ferguson, Arsene Wenger ve Guy Roux gibi uzun soluklu bir takımın başında olmak da kolay değil…
Hele ki 2 iyi sonuçta baş tacı yapılıp, 2 kötü sonuçta istifa sesleri yükselen Türkiye'de…
Ancak Sivasspor ve Eskişehirspor ile oynanan maçlar, kupa için değil gelecek için umutlandırıyor…
Sonuç olarak Ertuğrul Sağlam'ın daha Bursa'da yapacağı çok iş var…
Eleştiri, zorluk hatta yönetim değişikliği demeden Bursaspor'da sistemini kurmaya devam etmeli…
Kimine göre doğru kimine göre yanlış olsa da…
En kötü sistem bile sistemsizlikten daha iyidir…
Övgü de olmaya devam edecek, eleştiri de…
Ancak her şeyden önemlisi Bursaspor'un Alex Ferguson'u değil, Fransız Auxerre'i 44 yıl boyunca çalıştıran Guy Roux'u olmalı Ertuğrul Sağlam…
Çünkü bu doku gerçekten tuttu…