Bursa Hakimiyet

Futbol adına önemli şeyler

Eskişehir’de oynanan karşılaşma futbol adına üç önemli gerçeği gözler önüne serdi esasında…
İlki profesyonellik ile karakterin önemi, ikincisi adalet duygusu, üçüncüsü de futbolu ve takımları yönetenlerin iş bilmezliği...
İlk maddeden başladığımızda iki oyuncu ön plana çıkıyor…
Biri Batalla…
32 yaşında ama savunmadan top çıkaran o, hücumda organizasyonu yapan o, golü atan o…
Para kazanmaya değil, terinin son damlasına kadar Bursaspor’a hizmet vermeye gelmiş tekrar…
Emekliliğini yaşamaya Bursa’ya gelen birçok takım arkadaşına örnek olacak görüntüde…
Diğeri de Harun Tekin’di…
Bir anda forma elinden alındı, ‘yan topta kötü’ denildi, ‘Bursaspor’un kalecisi olmaz’a kadar gelindi…
Üzerinden zorla çıkarılan formayı çalışkanlığıyla, azmiyle, sabrıyla tekrar aldı, iki haftada da 4 puan kazandırdı, karakter dersi verdi…
Gelelim ikinci konuya yani adalet duygusuna…
Hamza Hamzaoğlu’nun seçimlerini beğeniriz ya da beğenmeyiz ancak adaletsiz olduğunu söyleyemeyiz…
Bekir’e sabretti, Faty’ye sabretti, gidecek denilen Traore’ye formayı verdi, prensi Sercan’ı kenara çekti, Dzsudzsak’ı sahaya sürdü…
Üçüncü konu içinse fazla bir şey söylemeye gerek yok sadece Recep Bölükbaşı demek yeterli…
Bölükbaşı bu maçı ‘ölmüş bitmiş adam’ diyen karakteriyle mi izlemiştir yoksa ‘bak benim getirdiğim adam’ karakteriyle mi?
Bence ikincisi, çünkü birincisiyle izlemesi, hatalarını da gördüğü anlamına gelirdi…
Bir kulübü göz göre göre uçuruma sürükleyip üzerine bir de kongrede ‘ben ne yaptım ki?’ deme cüretinde bulunan bir insandan başka nasıl bir düşünme tarzı bekleyebilirsiniz ki?