Bursa Hakimiyet

Gelecek için geçmişe bakın

Başkan Recep Bölükbaşı göreve geldiğinden bu yana hem çevresine hem de basın mensuplarına büyük bir sıkıntı yaşatıyor…
Artık emin olduğumuz durum şu ki; Başkan Bölükbaşı eleştiriyi kaldıramıyor, eleştirenleri hayali bir bayrak altında toplayıp o bayrağa hizmet etmekle suçluyor ama en önemlisi tepkisini hep teknolojiyi kullanarak dile getiriyor…
Bazen telefonda bağırıp tehdide varan cümleler sarf ediyor, bazen televizyonu seviyor ancak yüz yüze gelindiğinde hiçbir şey söylenmemiş gibi sağlık durumunu da ekleyerek konuşmaya devam ediyor…
Tabii ki karşısındaki insan da makama saygısından sessiz kalmayı uygun görüyor…
Bir durum da geceli-gündüzlü çalıştığını her seferinde Bursaspor’u sevenlerin adeta yüzüne vurması…
Siz Bursaspor’un başkanısınız Sayın Bölükbaşı;
Göreve geldiğinizde bu borcu da biliyordunuz, şehrin genelde maddi destekten uzak olduğunu da…
Sağlığınız bu psikolojik savaşı kaldırabilecek durumda değilse ya taşın altıda elinizi sokmayın ya da çevrenizi hırpalamayacak bir tarz belirleyin…
Çok çalışıyor olabilirsiniz ki; tabii ki çalışacaksınız çünkü Bursaspor’un başkanlık makamında oturmak her babayiğidin harcı değil…
Emin olun basın mensupları da 10 söyleyecekse birini dile getiriyor…
Yoksa transfer döneminde hangi lisanssız menajerlere transferi görüşme yetkisi verdiğinizi de, ‘satılık oyuncumuz yok’ derken hangi kulüple neleri konuştuğunuzu da çok iyi biliyoruz…
Ronaldinho için de sinirlendiğiniz zamanki gibi davranış sergilediniz…
23 Mart tarihinde neredeyse mobese kamerasına bile Ronaldinho’nun menajeriyle görüştüğünüzü ve transfer etmek istediğinizi açıkladınız…
Şimdi çıkmışsınız ‘önerildi, görüşme yok’ diyorsunuz…
Telefonda heyecan yapıp, gerçekle yüz yüze geldiğinizde sakinleşmeniz gibi…
Unutmayın ki; Rahmetli İbrahim Yazıcı döneminde şampiyonluk yaşanırken durum yine aynıydı, yine yanlış olanlar dillendirili-yordu…
Ancak o dönemde bir gün ‘Bir şey soracaksanız beni arayın kardeşim’ deyip, üç gün sonra ‘Beni aramayın açmam telefonu’ diyen bir başkan yoktu…
En hararetli konuşmada bile ‘canım’ kelimesini ağzından eksik etmeyen ve her seferinde soracağınız her şeye politik de olsa cevap veren bir lider vardı…
Belki Bursa’da birçok insan merhumu sevmiyordu ancak saygı gösteriyordu…
İbrahim Yazıcı bu saygıyı ne telekomünikasyonu kullanıp tepki göstererek, ne ‘çok çalışıyoruz’ edebiyatı yaparak, ne sağlık sorunlarını dile getirerek, ne de bulduğu her ulusal basın mensubuna konuşarak yakaladı…
Siz merhumla beraber çalıştınız Recep Bölükbaşı, bu saygınlığı nasıl kazandığını iyi bilirsiniz…
Artık suçlamayı bırakıp biraz düşünmenin zamanı gelmedi mi?