Bursa Hakimiyet

Siz ne yapardınız?

Bursaspor çok garip bir dönemden geçiyor… Yönetime tepkiler gün geçtikçe artıyor ancak Sayın Erkan Körüstan tutumunu değiştirmiyor…
Peki neden böyle oldu?
Yanlış olarak görünen ancak yönetimin ya görmediği ya da görmezden geldiği olaylara kısaca bir bakalım...
-Körüstan yönetimi göreve geldiği gibi en önemli madde olan transfere yönlenmektense sorgusuz sualsiz çalışanların işine son vermeyi uygun gördü (Örnek: Süha Sidal, Ersel Uzgur vb.).
-FIFA menajerliğini bırakıp bir kulüp bünyesinde çalışmayı tercih edebilecek Barış Güçlü göreve geldi. Sayın Güçlü Beşiktaş maçında Bursaspor kulübü üzerinden yakınlarına davetiye temin etmesine karşın sessiz kalındı. Transferdeki başarısızlığı da cabası…
-Eski başkan Murat Gülez adeta kaçırıldı. Sayın Gülez’in Barcelona’da Ticari Direktörlük yapan Esteve Calzada’yı önermesine karşın Erkan Körüstan ‘öyle bir departmanın açılmasını uygun bulmuyorum’ dedi. Kısa bir zaman sonra da o göreve Osman Akın getirildi. Bu durum da Gülez’in fahri görevine devam etmemesine sebep oldu…
-Ayhan Barışıcı Genel Direktörlük görevine getirildi. Camianın tepki göstermesi sebebiyle Barışıcı istifa etti ancak birkaç transferin ardından bu sefer danışman olarak tekrar göreve geldi. Bu durum da taraftarın ‘kandırılıyoruz’ düşüncesini dillendirmesine sebep oldu…
-Hikmet Karaman’a rahat çalışma ortamı verilmedi ve ilk kötü sonuçta gönderildi. Yerine getirilen Daum, kulübün yerleşmiş futbol felsefesine uygun olmayan davranışlar sergilemesine rağmen bu durum görmezden gelindi…
-İstenmeyen futbolculardan Tuncay’a ‘abi’ Kazım’a ‘çok profesyonel’ denildi ama ikisi de gerçekleşen krizlerde resmen koz olarak kullanılıp gönderildi…
-Tuncay’a, Kazım’a ya da Daum’a verilen değer Batalla’ya verilmedi… Sezon başından bu yana görülen sorunu ne göreve getirilen profesyoneller ne de yönetim çözemedi. Yok pahasına satıldı…
-Camia tarafından büyük tepki gösterilen TFF Başkanı Yıldırım Demirören ile tanışmaya gidildi. Eleştirilere karşı da ‘dostluk kurmak suç mu?’ denildi…
-Eleştiren taraftar da basın mensubu da ötekileştirildi ve hiçbir zaman yanlışların görülmesi için çaba sarf edilmedi…
-Futbolun olmazsa olmazı ‘sportif başarı’ konusunda kulüp resmen 10 yıl geriye gitti…
-Ve son olarak tribün lideri ile bir Süper Lig kulübü başkanının yaşamaması gereken olay…
Tabii kaçırdığımız konu da vardır…
Şimdi sorum size Sayın Körüstan;
Kongrede oy kullanan bir kişi olarak dışarıda olsaydınız mayısta gerçekleşecek Olağanüstü Genel Kurul’da güven tazelemek isteyen mevcut yönetime oy atar mıydınız?
Ya da ilk başkanlığınızdan sonra yaptığınız gibi yıllarca sırra kadem basar, oy kullanmaya bile gelmez miydiniz?