Bursa Hakimiyet

Tarih yazanlar ve tarihte kalanlar

2010’da yine bu aylarda Türkiye, İngiltere’deki heyecanı yaşıyordu…
Bu heyecan Bursaspor’un şampiyonluğuyla sona ermişti…
Ardından Hollanda’da Twente, Fransa’da Montpellier aynı başarıyı yakalamıştı…
Borussia Dortmund da Almanya’da daha önce şampiyonluk sevinci yaşamasına karşın, küllerinden doğarak en az diğer takımlar kadar önemli bir şampiyonluk yakalamış, üzerine Devler Ligi’nde de final oynamıştı…
Ancak endüstriyel futbolda çığır açan Premier Lig’de kimse Leicester City’nin çıkışını beklemiyordu…
Bir önceki sezon zorla ligde kalan ve yeni sezona da düşmeme hedefiyle başlayan Tilkiler’in Manchester United, Manchester City, Chelsea, Liverpool hatta Tottenham ve Everton gibi takımların arasından çıkıp zirveye çıkmasını kim tahmin edebilirdi ki?
2010’da daha şampiyon olmadan gönüllerde kupayı kaldıran Bursaspor gibi, Leicester da bitime 6 hafta kala o mertebeye erişti…
Peki neydi başarının sırrı?
Oyuncular mı?
Schmeichel mı, Huth mu, N’Golo mu, Drinkwater mı, Okazaki mi yoksa Vardy mi?
Yoksa bu karakterli kadroyu kurup, yola devam ederken takımı dik tutan Claudio Ranieri mi?
Evet bu bir ekip işi, davayı sahiplenmeyen oyuncu olduktan sonra çalıştırıcı ne kadar iyi olursa olsun başarı gelmez…
Sonuç Chelsea-Mourinho birlikteliğine döner…
Ancak işini ciddiye alan futbolcular olduğu sürece de adaleti dağıtabilen bir liderin takımın başında olması, başarının yarısını getiren unsur…
‘Bitti’ denilen, İtalyan Ranieri ne yaptı?
Türkiye'deki bazı meslektaşları gibi bir başarıya takılı kalmayıp, kendini geliştirmek için mücadele verdi…
O dönem için de şunları söylemişti Ranieri: “Yunanistan'dan ayrıldığımda kendimi yenilemem gerekiyordu. Bu yüzden her fırsatta Almanya'ya gidip Jürgen Klopp&Pep Guardiola ikilisinin maçlarını, antrenmanlarını izledim. Notlar aldım. Açık fikirliyseniz, hep daha fazlasını öğrenebilirsiniz.”
Çok da fazla yoruma gerek yok. 68 yaşında kendini geliştirmek için çaba sarf eden bir insan var karşımızda...
Türkiye’de de bir başarıya takılı kalıp, kendini geliştirmeyen, burnu büyük ve siyasi güce sırtını dayayan, bazı içi boş hocalar!
Biri tarih yazmaya hazırlanıyor 68 yaşında ki şimdiden yazdı…
Diğerleri de tarihin derinliklerine kafasını gömmüş devam ediyor, aynı devekuşu gibi…